ORHAN ASENA
7 Ocak 1922’de Diyarbakır’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini aynı kentte tamamladı. İlkokul dörtte henüz on yaşındayken şiire heves etti. 1935’te Dicle Kaynağı dergisinde ilk şiiri basıldığında on üç yaşındaydı. 1939’da Diyarbakır Halk evinin açmış olduğu şiir yarışmasında birincilik ödülü aldı. Lise yıllarında öykü yazmaya başladı. Tek perdelik iki manzum oyun yazdı. Edebiyat öğretmeni sahnelemek istediyse de (intikam adlı oyunu) müdürün izni alınamayınca gerçekleşemedi. 1939’da İstanbul Tıp Fakültesine girdi. Şiirleri ve öyküleri Yeni Mecmua, Yücel, Çınaraltı, Varlık, Yeni İstanbul, Yaratış gibi dergilerde çıktı. Ekonomik olanakları elverdikçe İstanbul Şehir Tiyatrolarının oyunlarını izledi. Gerçek tiyatroyu orada görüp ürkmelik manzum bir oyun yazdı. Hiçbir yere göndermediği gibi zamanla bu metni yitirdi. 1945’te Doktor olarak askerlik hizmeti de içinde olmak üzere tam yedi yıl boyunca Anadolu’nun küçük kasabalarında hizmet etti. Bu arada Anadolu’yu ve Anadolu insanını tanıma olanağı kazandı. Şadırvan dergisinin açmış olduğu öykü yarışmasında birincilik alan Asena, aynı yıllarda ciddi bir biçimde tiyatro yazarlığına eğildi. 1947’de yazdığı Bir Ölü dolaşıyor adlı oyununu İstanbul Şehir Tiyatrosuna gönderdiyse de “Şu yanı dikkat diline rağmen oynaması mümkün görülmemiştir” yanıtını aldı. 1950’lerde yazdığı Garip Dede Çıkmazı adlı oyunu ise daha sonra değiştirilen biçimiyle sahneye getirilmek istendi, ancak yazar yönetmenle anlaşamadığı için bu oyununu geri çekti. Zaten bu arada Tanrılar ve İnsanlar ile önemli bir çıkış yapmıştı. 1954- 55 sezonunda Tanrılar ve İnsanlar (Gılgamış) adlı oyunu Asena’nın yazarlık yaşamında bir dönüm noktasıdır. Oyun edebi heyetçe o sezonun ona esiri olarak kabul edildiği gibi oyunun değerine uygun bir titizlikle sahnelenmesi için Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne yazı yazılması kararı da alındı. Nitekim Cüneyt Gökçer’in rejisiyle ve büyük bir kadroyla Ankara’da Büyük Tiyatro’da oynandı. 1960 yılında kitap olarak basıldığı zaman Türk Dil Kurumu ödülünü aldı ki bu Türk Dil Kurumu’nun bir tiyatro yapıtına verdiği ilk ödüldür. Daha sonra Fransızca’ya, Almanca’ya, İspanyolca’ya çevrildi.
Türk oyun yazarlığında 1950 kuşağı içinde yer alkan Orhan Asena, tiyatromuza kazandırdığı sayısız yapıt ile kendini sürekli olarak geliştirmiş, yenilemiş ve aşabilmiş bir yazardır. Onun oyunlarında insan kavramı ön saftadır, çünkü Asena için her sorunun, her umudun, her kavganın merkezinde insan vardır.
Orhan Asena’nın yazarlık gelişimi onun hümanist anlayışından ortaya çıkar. Olaylar onun için karakter yaratmada birer kaynaktır. Olaylar karşısında yazar yaşanan her olayda insanı bulduğu anda yola çıkar. Tarihsel malzemeden yararlanırken de bu böyledir. Oyunlarını yazarken toplumsal yapıyı, evrensel değerleri, toplum – önder ilişkisini, güncel yaklaşımları, düşünsel boyutu ve özellikle nesnel tutumunu hiç kaybetmez. Kendisine başarı kazandıran ve sahnelenen ilk oyunu Gılgamış ile insan olmanın değerini anlatan yazar, bugün artık insan onuru, toplum karşısında tek başına kalsa da bir değerdir, sentezine varmıştır.
Asena, oyun kişileri yoluyla tiyatromuzda çok seyrek görülen karakter yapısındaki başarısını da kanıtlamıştır. Karakterleri içten dışa bir gelişimle sergilenirken karakterin psikolojik derinliği de oyun boyunca gelişim gösterir. Yazarın bir diğer özelliği de dili kullanmadaki ustalığıdır. Asena Türkçemizde yer alan kelimelerin anlamlı kullanılışı ile estetik bir bütünlüğe ulaşma çabasındadır. Dili oyunlarında işlediği konu açısından tavra uygun bir biçimde ele alınmıştır. Bu da oyunun atmosferini yakalamakta gösterdiği ustalıktadır.
Asena’nın oyunlarında evrensel anlamda korku, suç, zaaflar, bireysel açmazlar, dostluk, yalnızlık, güçsüzlük insanlık gibi kavramlar sosyolojik anlamda toplum- önder ilişkisi, bilimsel anlamda nesnellik, hümanist anlamda adalet ve hak, duyguları egemendir. Yazar insanların kusurları ve olumlu yanları ile tanıtmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle kişilerini ak ya da kara değil gri olarak tanımlar.
Oyunları;
Şili’de Av: 1973 yılında Şili olaylarının patlak vermesiyle Asena Şili’de Av adlı ilk oyunu ile Şili üçlemesini oluşturmaya başladı. Şili olaylarına tarihsel bir bilinç ve sorumluluk ışığı altında bakan Asena, aynı zamanda dram sanatının kökeninde yatan eski – yeni çatışmasını da göz ardı etmeden her üç oyununda da aydının her koşulda sahip olması gereken yükümlülüğü irdelemiştir.
Ölü Kentin Nabzı: Ölü Kentin Nabzı, bir ön oyun ve iki perdeden oluşur. Adeta Şili’de Av’ın uzantısı gibidir. Borberin getirdiği faşist cunta yönetiminin baskıcı yanı ile devrimci hareketin çatışmasını diyalektik bir sormal içinde bulunduğu durumu psiko-sosyal açıdan değerlendirmeye tabi tutar.
Nazım Üçlemesi: Asena’nın bu eseri Arayan Adam, İçerdeki Adam, Dünya Yurttaşı başlıklarından oluşan bir üçlemedir. Bu üçlemenin ana kişisi Nazım Hikmettir. İkişer bölümden oluşan bu üç ayrı oyunun ilki Nazım Hikmet’in 19 – 24 yaşları arasındaki dönemini ele alıyor. Arayan Adam, başlığını taşıyan ilk oyun Nazım’ın “On Dokuz Yaşım” şiiri ile başlıyor. Arayan adam şairin düşünsel yapısını, özel hayatını, ilk aşkını, ilişkilerini ve şiirin olgunlaşma sürecini içerir.
İkinci oyun; İçerdeki Adam, Nazım’ın olgunluk yıllarını 37- 49 yaşları arasındaki Mahkeme, dava, iddianameler karşısında hapishanelerde uğraş veren Nazım’ı ele alıyor.
Üçüncü oyun; Dünya Yurttaşı adını taşır. Nazım’ın 48- 61 yaşları arasındaki dönemini ele almıştır. “Dünya Yurttaşı” Nazım bu yıllarını özlem ve sevgi arayışları içinde geçirmektedir.
Ya Devlet Boşa Ya Kuzgun Leşe: Orhan Asena’nın Kanuni Sultan Süleyman’ın hayat hikâyesinden çıkardığı taht ve baht adını verdiği bir dörtlemenin üçüncü oyunu olan bu oyunda bir taht kavgasının trajik kişileri vardır. Kanuni Sultan Süleyman’ı devleti ve adaleti uğruna Şehzade Mustafa gibi bir evlada kıymış bir kez daha elini evlat kanıyla kirletmek istemeyen baba, Hürrem Sultan, tahtı kendi oğullarına mal etmek için acımazsızca entrikalarıyla Şehzade Mustafa’yı ölüme sürüklemiş bu kez kendi öz oğullarını bir taht kavgasında görmenin ızdırabını yaşayan bir anne.
Şehzade Beyazıd, kendinden on beş ay önce dünyaya gelen Şehzade Selim’e tahtını ve Kellesini kaptırmamak için kardeş kavgasını daha babasının sağlığında başlatmak zorunda kalmış atak bir Şehzade.
Şehzade Selim ise ne cesareti ne de yenemeyeceği Beyazıd’ı, Lala Mustafa Paşa’nın zekice oyunlarıyla durmadan babasıyla karşı karşıya getiren ve aradan çekilerek babasına bağlı iteatli evlat oyununu oynayan öbür Şehzade.
Diğer Oyunları; Korku, Hürrem Sultan, Kocaoğlan Yalan, Kapılar, Tohum ve Toprak, Gecenin Sonu, Ana, Fadik Kız, Öç, Korkunç Oyun, Simavnalı Şeyh Bedreddin, Afçalı Kel Mehmet, Geçkin Kız, El Kapısı, 16 Mart 1920, Karagöz Emekli, Ali (çocuk oyunu), Ölümü Yaşamak, Yıldız Yargılanması, Cehennemde Bir An, Bir küçük Gece Müziği (Müzikal), Hünkar Bektaş Veli (Müzikal), Kurtuluş Savaşı Destanı
KAYNAKLAR
1) ORHAN ASENA Şili’de Av, Bir Başkana Ağıt, Ölü Kentin Nabzı, Hülya NUTKU, Boyut Yayınları, İstanbul 1992
2) ORHAN ASENA, Nazım Üçlemesi, İlke Kitabevi Yayınları, 1995 Ankara
3) ORHAN ASENA, Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe, Kültür Bakanlığı, 1989 Ankara