KISIM-I KÜLTÜRÜN TANIMI, ÇEŞİTLERİ VE KAPSAMI
A- Kültür Kavramı ve Tanımı
1- Genel Olarak Kültür Tanımı
Kültür, bilginin, imanın, sanat ve ahlakın, örf ve adetlerin, hukukun ve ferdin mensubu bulunduğu toplum tarafından kazandırılmış olunan alışkanlıkların ve yeteneklerin oluşturduğu karmaşık bir bütündür. Kelime Latincedeki “Cultura” fiilinden kaynaklanmıştır. Fransızların Le Petit Robert sözlüğünde “Culture” kelimesine iki grup anlam verilmeye çalışılmıştır. Birinci grupta “toprağı işlemek”, “üremek”, “bitki yetiştirmek” gibi karşılıklar verilmiştir. İkinci grup anlamında ise biz uygarlığın zihinsel ve düşünsel yönlerinin tamamı şeklinde tanımlanmıştır.
Kültür kavramına, herkesin kabul edebileceği bir tanım getirilemezse de, özellikle davranış bilimleri açısından bir tanım yapmak mümkündür. Buna göre, kültür nesilden nesile aktarılan, toplumdan ferde kazandırılan bir yaşama biçimi olup, insanın, insan tarafından tesis edilmiş ve yaratılmış olan maddi ve manevi unsurlardan meydana gelmiş çevresidir.
Davranış bilimlerine ve sosyolojiye göre kültür, insanların doğuştan ölünceye kadar öğrenmiş oldukları, kaynağı insan ve toplum olan, ayrıca toplumda ortaklaşa paylaşılan bütün davranış kalıpları veya alışkanlıklarıdır. Bu çerçevede, insan ve toplum tarafından yapılan yada gerçekleştirilen her şey birer kültür elemanı sayılır. İnsanlar tarafından yapılan bir füze, bir ekmek veya bir bina gibi nesneler kültür unsuru olurken, doğada insan müdahalesinin üstünde var olan nesneler, meselâ, kayalar, ay veya yabani çiçekler, kültür kapsamı dışında kalmaktadır.
Günlük dilde “kültürlü olmak”, bilgili ve görgülü olan, uygarlığın nimetlerinden bilinçli olarak yararlanmasını bilen kişi olmakla eş anlamlıdır. Kültür, bilimsel bir kavram olarak, bir toplumu meydana getiren fertlerin hem kendi aralarındaki, hem kendileri ile toplum arasındaki, hemde toplumlar arasındaki ilişkileri düzenler. İnsanın her tavır ve hareketi, davranışı, kültürün fonksiyonudur.
Bu manada kültürsün insan yoktur. belli bir toplum içerisinde yaşayıp, ortak davranış kalıplarını ve toplumsal yaşama biçimlerini öğrenen her insan “kültürlü”dür. Fakat insanların çeşitli kaynaklardan öğrendiği bilgi, tecrübe, inanç ve duygu dağarcığı artıkça kültür seviyesi de yüksek sayılır. Yani kültürlü olmak deyimi, başkalarına göre genel kültür düzeyinin yüksekliğini ve zenginliğini ifade etmek için kullanılmaktadır.
2- Kültürün Fonksiyonel Tanımı
a) Tylor’un Kültür Tanımı: Kültür kavramına fonksiyonel ve bütüncü bir görüşle yaklaşmaktadır. Tanım dört değişken üzerine kurulmuştur. Buna göre Tylor, kültür kavramı ile toplum, insan, muhteva (kapsam) ve öğrenme unsurları arasında fonksiyonel bir ilişki kurmuştur.
Kültür: f(toplum, insan, muhteva, öğrenme)
Başka bir ifadeyle, toplum, insan, muhteva, öğrenme süreci arasında, ele aldığımız “ise yararlılık” “görev görme” anlamında fonksiyonel ir ilişki olduğu zaman kültür kavramı doğmaktadır.
b) Malinowski’nin Kültür Tanımı
Tylor’un tanımında kültürün kazanılması için insanın bir toplumun üyesi olması şartı öngörülüyor. Ayrıca Kültür elemanlarının ve unsurlarının bir listesi de veriliyor. Fakat, insanın kültüre neden ihtiyaç duyduğunu, kültürün insan için ne gereğinin olduğu hakkında bir bilgi verilmiyor. Tylor’un bu eksikliğini B. Malinowski gidermeye çalışmıştır.
Malinowski, kültürü insanların biyolojik ihtiyaçlarını karşılayan tüketim malları ve araçları ile sosyal bir topluluk halinde yaşamaktan dolayı ortaya çıkan fikir ve sanatların, inanç ve geleneklerin topyekûn bir bütünü olarak tanımlamaktadır.
Malinowski’ye göre, insan tabiatla mücadele halindedir. İnsanın tabiatla olan bu mücadelesinden kültür doğmaktadır. Mesela, barınmak için binaların inşa edilmesi, beslenmek için ziraat, ulaşımın sağlanması için yolların, köprülerin yapılması gibi. Bu işlem ve uğraşların tamamı ise kültür kavramını oluşturmaktadır.
3- Öğrenilmiş Davranışlar Olarak Kültür
Kültür, insanların doğuştan getirdikleri yetenek ve özellikler olmayıp, sonradan kazandıkları psiko- sosyal alışkanlıklar ve çeşitli davranış kalıplarıdır. O halde kültür içgüdüsel ve kalıtım yoluyla kazanılmış bir değer olmayıp, tamamen eğitim yoluyla öğrenilmiş davranışlardır. Aslında bütün canlıların öğrenme yeteneği vardır. Örneğin karıncalarda kendi aralarında bir iş bölümü yeteneği vardır, her karınca kendi işini bilir. İncelemeler gösteriyor ki bütün hayvanlar ve böcekler milyonlarca yıldan bu yana aynı şekilde yaşamaktadırlar ve yani bir şey öğrenmemektedirler. Kazandığı alışkanlıkları ve öğrendiği yeni bilgileri başkalarına aktarabilen tek varlık insandır.
Kültürün toplum içinde yaşayan insanlarca yaratılması ve paylaşılmasına en iyi örneklerden birisi de 1920 yılında Hindistan’da mağarada bulunan sekiz yaşındaki kız çocuğu Kamela’dır. Kamela ilk bulunduğu zaman geceleri dört ayakla dolaşıyor, kurt gibi uluyor, seviyor ve diğer çocuklar yanına yaklaşınca dişlerini çıkarıyor ve homurdanıyordu. Zamanla, ilk günlerin hayvan ve kurt çocuğu Kamela, çok değişik ve gerçek bir insan haline geliyordu. Bu bize gösteriyor ki kültür doğuştan kazanılmıyor sadece öğrenilmek suretiyle elde ediliyor.
B- Kültür Çeşitleri
1- Genel Kültür ve AH Kültür
Genel kültürü, özel bir toplumun sahip olduğu kültür olarak düşünürsek görürüz ki ne kadar toplum varsa, o kadar da genel kültür vardır. Bu durumda bu ülke veya milletin kültüründen söz edildiği zaman genel kültürden söz ediliyor demektir. O halde, genel kültür, bir toplumun veya ülkenin her sosyal grubunda, her coğrafi bölgesinde geçerli olan benimsenen ve yaşanan hakim unsurlardan ibarettir.
Alt kültürler genel kültürün bazı hakim değerlerini kapsarlar. Genel kültür, bir toplumda bu alt kültürlerin toplamından ibarettir.
Genel kültürle aralarında en fazla farklılaşma yaratan alt kültürler etnik yapı ve din faktörüne bağlı oluşan alt sistemlerdir.
Çağdaş toplumlarda alt kültür oluşumunda etkili olan etkenler içinde fertlerin aynı mesleğin mensupları olması durumu da önemlidir. Buna göre doktorlar, askerler, hakimler, öğretim elemanları gibi meslek mensupları genel kültürden az veya çok farklı olarak kendilerine özgü bir alt kültüre sahip olabilirler.
Maddi ve Manevi Kültür
Bütün kültürler maddi ve manevi olmak üzere 2 kısımdan oluşur.
Kültür toplumların yaşamak için yarattığı bir ortamdır.
İnsanların biyolojik ve fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan unsurlara maddi kültür denmektedir. Maddi kültür elle tutulup gözle görünen kısmını oluşturur. Maddi kültür birikimi aynı zamanda toplumun teknolojik ve ekonomik seviyesinin de bir göstergesidir. Ülkeler arasında bu anlamda yapılan karşılaştırmalar aslında maddi kültür karşılaştırmalarıdır.
Kültürün toplumun ruhsal ve psiko- sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olan kısmına da manevi kültür denmektedir. Manevi kültür elemanları elle tutulmaz gözle görülmez unsurlardan meydana gelmektedir.
Kültür konusundaki çeşitli kaynaklarda kültür ve medeniyet kavramları tam bir açıklık kazanmamıştır. Genel olarak toplumun genel kültürü içerisinde nesnel ve teknik öğelere medeniyet, öznel ve soyut olanlara ise milli kültür denilmektedir.
Maddi kültür milletlerarası bir niteliğe sahip olup hiçbir milletin tekelinde değil. Mesela insanların otomobil aracına sahip olması insanlığın ortak çaba, bilgi ve tecrübelerinin bir sonucudur. Oysa manevi kültür elemanları millidir. Aslında insanları belli bir toplumdan yapan ve toplumları da birbirinden farklı yapan esas ayırıcı unsur kültürün manevi yönüdür.
Maddi kültür ve uygarlıkta kesin değer ölçüleri vardır. Bunlar faydalılık ve verimlilik ilkeleridir. Bir toplumda faydalı ve verimli olan bir maddi kültür unsuru başka bir toplumda da faydalı ve verimlidir. Mesela tarımda traktör kara sapana göre bir Fransız içinde Türk içinde aynı şekilde faydalı verimlidir. Ancak kültürün manevi yönü için bu anlarda kesin değer ölçüleri yoktur. Mesela Türklerin değer verdiği bir gelenek Japon için değeri yoktur.
Bütün kültür unsuları açısından ten ve kesin maddi ve manevi ayrım yapılması imkânsızdır. Kültürün çeşitli unsurları karşılıklı etkileşim içerisindedir. Mesela televizyon teknoloji olarak bir maddi kültür aracıdır. Fakat bir dizi film manevi kültür unsurudur.
Genel olarak insanlar için araç olan her şey maddi kültürü, insanlar için amaç olan her şey ise manevi kültürü oluşturur.