Ekonomik Hayattaki Dalgalanmalar (Konjonktür)
“Ekonomik hayat üzerine yapılan gözlemler ekonomik kaynakların bazen aşırı bazen de noksan olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bir diğer deyişle gözlemler ekonomik faaliyet hacminin belli bir düzeyi muhafaza ederek kesiksiz bir şekilde gelişmediğini tersine dalgalanmalar gösterdiğini ortaya koyabilmektedir. Bu dalgalanmaların bir kısmı mevsimlik ve arızidir. Bizi asıl ilgilendiren dalgalanmalar konjonktürel dalgalanmalardır.”
“Konjonktür denilen hareketler, GSMH, sanayii üretimi, istihdam ve işsizlik konusundaki istatistik serilere yansıyan sürekli iktisadi faaliyet dalgalanmalarını ifade eder”
Ekonomide zaman zaman dalgalanmalar görülebilir. Mevsimler her yıl zamanlarda yinelendiğinden ekonomik faaliyet hacminde de buna bağlı olarak düzenli dalgalanmalar ortaya çıkar. Mevsimlik hareketlerin birincisi hava koşulları diğeri de sosyal adet ve gelenekler olmak üzere başlıca iki nedeni vardır. Hava koşullarının etkilerini en rahat biçimde tarım, turizm ve inşaat sektörlerinde görebiliriz. Öte yandan ulusal ve dini bayramlarda izinlerin belli günlere ve aylara rastlaması okulların açılış ve kapanış tarihleri ekonomik faaliyetler üzerinde etki yapar.
Mevsimlik dalgalanmaların nedenlerini aşağı yukarı tahmin etmemiz mümkündür. Bu nedenle gereken önlemleri alabiliriz. Örneğin; bir kırtasiyeci iş hacminin yaz aylarında düştüğüne bakarak üzülmez. Gerekirse yazlık eşyalar satarak iş hacmindeki durgunluğu gidermeye çalışır.
Uludağ’da kış turizmine yönelik olarak çalışan oteller yılın tüm masrafını 2-3 ay içinde karşılamaya çalışırlar. Buna göre bir fiyat politikası belirlerler. Geri kalan boş sezonda da kongre turizmi, yaz kampları gibi yöntemlerle maliyetlerinin hepsini olmasa bile bir kısmını karşılamaya çalışırlar.
KONJONKTÜREL İŞSİZLİK
“Konjonktürel işsizlik, bir ekonomideki veya dünyadaki ekonomik dalgalanmalar sonucu ortaya çıkan işsizlik türüdür.”
Bu dalgalanmaların ortaya çıktığı zaman en çok etkilenen kesim müteşebbislerdir. Dalgalanmalar yükselme ve refah dönemlerinde istihdam seviyesini genişleterek, işsizliği azaltırken, kriz ve durgunluk dönemlerinde istihdama bağlı olarak üretim ve ticaret hacmine bağlı olarak işsizlik artmaktadır. Buna göre müteşebbis kriz dönemlerinde, bazı işçilerini işten çıkartmaktadır. Piyasadaki emek talebi azalır. Bu olay depresyon safhalarında, yani iktisadi faaliyetin azaldığı dönemlerde başlayarak giderek kriz noktasına ulaşır. Refahlama döneminde ise azalıp ortadan kalkmaya başlar. Ortaya çıkan bu duruma devri işsizlik adı da verilebilir.
-“Ekonomik dalgalanmaların iki safhası (genişleme, daralma) ve iki dönüm noktası vardır. (Dip ve Zirve)
-Ekonominin genişleme safhasında talep ve buna bağlı olarakda üretim ve istihdam artar. Genişleme safhasının bir zirve noktası vardır. Bu noktadan sonra talep azalmaya başlar. Bir daralma safhası başlar. Bu safhasında bir dip noktası vardır. Bu noktadan sonra da tekrar bir canlanma başlar ve dalgalanmalar bu şekilde devam eder.”
Konjonktür hareketlerinin boyutuna göre iş hayatında hemen bir takım değişiklikler meydana gelir. Ülkede kişilerin hayat seviyeleri son derece kötü bir hal alabilir. Toplumun bu kötü durumu sonucunda; ülkedeki ekonomik ve siyasi dengeler ciddi şekilde zarar görür.
Konjonktürel işsizlik sanayi toplumlarında daha fazla etkili olur. Her ne kadar geçici bir işsizlik türü de olsa etkisi genel ve yaygın olduğu için ciddiye alınmalıdır. Özellikle üretilen malın (demir, çimento vb) tüketim süresi ne kadar uzunsa etkilenme de o kadar uzun olur. Aynı şekilde çabuk tüketilen mal (gıda) üreten firmalarda bu dalgalanmalardan o kadar az zararla kurtulurlar.
“Konjonktürel işsizlik bir ülkenin muhtelif coğrafi bölgelerinde, o ülkedeki sanayi kollarının nev’ine ve birikme nispetine göre farklı olacaktır. İşçi gruplarından sırasıyla genç işçiler, yaşlı işçiler sonradan orta yaşlı işçiler bu işsizlikten müteessir olurlar.”
“Konjonktürel İşsizliğin Sebepleri”
Bu işsizlik nev’i modern sanayi cemiyetinin bir sonucudur. Mutlak şekilde planlanmış bir ekonomide mevsim işsizliği gibi diğer işsizlik nevileri olsa bile, konjonktürel işsizliğin önleneceği iddia edilir. Fakat böyle bir rejimde istihdam imkanı sağlanan iş gücünün veriminin düşeceği de aynı şekilde ileri sürülür. Modern iktisadi temayüllerin klasik ekonomik görüşten farklı olarak, mevzuumuz bakımından ortaya çıkardığı iki sonuç vardır.
a)Konjonktürel işsizlik, kapitalist sistemin tabii bir neticesidir. Dış piyasalar için mal imali, piyasaların şeffaf (saydam) olmayışı, kütlevi istihsal, dolambaçlı istihsal süreci, konjonktürel işsizliğe yol açan sebepler meydanındadır.
b)Konjonktürel işsizlik özel teşebbüs sisteminin tabii bir neticesi olmakla beraber, buna çare bulmakta mümkündür. Bu tedbirler iktisadi edebiyatta anti deflasyonist tedbirler adı altında ifade ve izah edilmektedir.
Konjonktürün sebeplerini izah için çeşitli teoriler kurulmuştur. Burada Mitchell, Schumpeter, Wicksel, Aftalion, Keynes ve Hanzen’i zikretmek kabildir. Konjonktürel işsizlik nispetleri iki cihan harbi arasında çok yüksek olmuştur. İkinci harpten sonra nisbeten şiddeti azalmıştır. Sebebi, soğuk harbin devamı dolayısıyla harp imalatının tamamen durmayışı yanında, bilhassa devletler tarafından planlı bir istihdam siyasetinin takibi ve anti depresyonist tedbirlerin alınmakta oluşudur.
“Konjonktürel İşsizliğe Karşı Alınabilecek Tedbirler”
Özel teşebbüs sistemine dayanan cemiyetler için muhtelif tedbir ve çareler düşünülmüştür. Konjonktürel işsizlik için alınacak başlıca tedbirler; mali siyaset, nakdi siyaset ve ücret siyaseti olmak üzere 3 ana gruba ayrılır.
-Mali Siyaset:
Konjonktürel işsizlik halinde devletin genel bütçe harcamaları yoluyla mevcut depresyon halini bertaraf etmesi söz konusudur. Bunun için muhtelif yollar vardır. Ani tedbir olmak üzere vergilerin indirilmesi cihetine gidilebilir. Uzun vadeli tedbir olarak devletçe yeni yatırım ve harcamalara girişilebilir. Daha uzun vade de ise evvelden hazırlanan planlı bir yatırım programının tatbiki istenebilir. Bu arada mevcut Refah Ekonomisi tedbirleri içinde mütalaa edilen bazı hususlar evvelden dikkate alınarak tahzim edilmiş ise, bunlar konjonktürel işsizliğin şiddetini önler. Bunlar arasında sosyal sigortalar, işsizlik sigortası, zirai krediler başta gelen tedbirler arasındadır. Mesela işsizlik sigortası misalinde, işsizlik attıkça işsizlere verilen ödeneklerin yekünü artar.
Piyasaya otomatikman daha fazla para sürülmüş ve satın alma gücü nispeten muhafaza edilmiş olur.
-Nakdi Siyaset:
Devlet, konjonktürel işsizlik halinde, sert para siyaseti takip etmek suretiyle meydana getirilmiş olan kusurları bertaraf etmek için para ve kredi siyasetini “yumuşak para” siyasetine çevirebilir. Kredi kontrolleri hafifletilebilir; devlet açık piyasa muamelelerine alıcı olarak iştirak eder ve bu suretle nakdi şartların, yatırımları teşvik edici bir duruma geçmesini sağlayabilir.
-Ücret Siyaseti:
Ücret siyaseti ile konjonktürel işsizliğe müessir olunması bir dereceye kadar mümkündür. Bilindiği gibi klasik teoride ücretlerin buhran halinde indirilmesi suretiyle depresyonun önlenmesi mümkündür. Çünkü bu teoriye göre toplam arz ve talep esasen eşit farz edildiği için muayyen sanayi kollarında arz ve talep arasındaki uyumsuzluk ücretlerin düşürülmesi yoluyla önlenebilir. Halbuki bugünkü görüşe nazaran toplam arz ve talep eşit değildir; ücretlerin düşürülmesi muayyen sektörlerde müspet tesir yapabilir. Fakat genel üret seviyesinin düşmesi bilakis menfi tesir icra eder. Şu halde konjonktürel işsizlik halinde takip edilecek ücret siyaseti şu olabilir; Mali ve İktisadi tedbirlerle ve genel harcamalarla arzı çoğaltmak, buna mukabil genel ücret seviyesinde bir değişiklik yapmamak. Sadece genel ücret seviyesini bozmayacak şekilde ve zaruret halinde muayyen iş kollarındaki ücret indirimlerine göz yummak.
Ücret siyaseti bakımından tavsiye edilen ve üzerinde durulan bir teklifte yıllık ücret garantisidir. Bu sistemin gayesi, buhran halinde, ücreti aşağıya doğru rijit hale getirmektir. Zira bilindiği gibi sendikaların mevcut olmadığı bir iş piyasasında, buhran halinde devri işsizliğin doğurduğu emek arzı tazyiki karşısında ücretler düşme temayülü taşır. Sendikaların fonksiyonu da düşüşü önlemek, yani ücretleri aşağıya doğru rijit hale getirmektir. Şu halde tatbikatta modern görüşün icab ettirdiği durum, yani buhran halinde genel ücret seviyesinin aynı kalması, ancak sendikaların toplu sözleşme sistemi yoluyla iş piyasasına hakim olması ve devletin asgari ücretlerle piyasaya müdahale etmesi sayesinde mümkün olabilir.
Ücret siyasetiyle devri işsizliğe tesir hususunda yıllık ücret garantisi veya devamlı iş sağlanması bir tedbir olarak ele alınabilir. Yeryüzünde evvela otomobil sanayiinde uygulanan bu sistem bütün sanayi kollarına teşmil olunamamıştır. Zira bu kabil iş kollarında işverenlerin devamlı iş verme teklifine karşı mukavemetleri son derece fazladır. Şayet işverenler, içinde bulundukları genel ekonomik şartlar dahilinde müstakbel istihdam seviyesini ve konjonktürel durumu kendilerince pek parlak görmüyorlarsa, yıllık ücret garantisi, umumi grev tehditlerine rağmen büyük mukavemetle karşılaşır. Gerek teknolojik ve gerek devri, işsizlik, otomobil sanayi gibi diğer sermaye malları veya istihsal malları üreten sanayi kollarında daha çok müessir olmaktadır. Halbuki sendikalar için işsizlik açısından en büyük tehlike de bu kollarda ortaya çıkmaktadır. Ancak, konjonktürün refah devrelerinde yıllık ücret garantisi muvaffak olmaktadır. Bu sebeple daha ziyade teknolojik işsizliği önleyici bir tedbir olmaktadır. Konjonktürel işsizliğin bahis mevzuu olduğu buhran devrelerinde bu kabil ücret sistemlerinin toplu sözleşmelerle işverenlere kabul ettirilmesi çok güçleştiğinden, konjonktürel işsizliği önleyici mahiyetteki rolleri de çok azaltmaktadır.
Ücret siyaseti yanında belki bir dereceye kadar iş müddetlerinin azaltılmasını da alınacak tedbirlerden biri olarak söylemek mümkündür.