Kurtuluş Savaşının en önemli mimarlarından ve başroloyuncularından birisi olan Musa Kâzım Karabekir Paşa, 1882 yılında İstanbul’un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya gelmiştir. Aslen Karaman’ın Gafariyat kasabasındandır. Babası, Oğuzların Avşar boyundan olup, Kırım Harbine 16 yaşında gönüllü olarak yazılmış, Silistre ve Sıvastopol Muharebelerinde savaşıp yaralanmış, sonraları nizamiyeden jandarmaya geçmiş ve Osmanlı Ordusu’nda paşalığa kadar yükselmiş olan efsanevi Türk Generalidir. Babası Karamanlı Mehmet Emin Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanım, kızı ise Hayat hanım’dır. “Alçıtepe Kahramanı” namıyla da tanınır.
Kâzım Karabekir İstanbul’da ailesinin oturduğu Zeyrek semtinden dolayı Kâzım Zeyrek adıyla anılmıştır. 1894 yılında İstanbul’da Fatih Askeri Rüştiyesi’ne giren Kâzım Karabekir, 1896 yılında bu askeri ortaokulu bitirerek, 1897 yılında da Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Kâzım Karabekir, Askeri Lise’yi 1899′da başarıyla bitirdi ve ardından askeri lisenin devamı niteliğindeki Pangaltı Harbiye Mektebi’ne 14 Mart 1900 tarihinde girdi. Harbiye’den 6 Aralık 1902′de Mülazım-ı Sâni “Teğmen” rütbesiyle, piyade sınıfının birincisi olarak mezun oldu. Kâzım Karabekir, bu okulun ardından Harp Akademileri’nin karşılığı olan ve kurmay subay yetiştiren Erkan-ı Harbiye Mektebi ‘ ne devam ederek, 5 Kasım 1905′te bu okulu Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. 10 Kasım 1905′te Edirne’deki II. Ordu’ya daha sonra da 11 Ocak 1906′da III. Ordu’ya verilen Kâzım Karabekir; XIII. Süvari Topçu Alayı, XV. Süvari Avcı Taburu ve Manastır Mıntıka Komutanlığı Erkan-ı Harbiyesi’nde görev aldı.
Daha öncede belirttiğimiz gibi askerlik görevine Manastır’da başlayan Kâzım Karabekir, stajını tamamladığı bu bölgede Manastır Mıntıkası Kurmay Başkanlığı’nda görev aldı. Daha sonrada Manastır Mıntıka Müfettişliği’ne tayin olan Kâzım Karabekir bu görevi sırasında Rum ve Bulgar çeteleri ile yapılan çatışmalarda bulundu ve Bulgar çetesinin imhasında gösterdiği başarılardan dolayı 19 Ağustos 1907′de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) rütbesine yükseltildi.
Kâzım Karabekir Paşa bu başarısının ardından 6 Eylül 1907′de İstanbul Harp Okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığı’na atandı. 19 Kasım 1908 tarihinde Edirne’deki II. Ordu’nun III. Piyade Tümeni Kurmay’lığında görev alan Kâzım Karabekir, 31 Mart Vakası’nın meydana gelmesi üzerine Harekât Ordusu’na katılarak Mürettep II. Fırkanın Kurmay Başkanı olarak İstanbul’a geldi.
1 Nisan 1910′da Arnavutluk Ayaklanması’nın bastırılması için düzenlenen Mürettep Kolordu’da I. Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911′de 10. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığı’nda görevlendirildi. Soyadı kullanımının gerçekleşmediği bu döneme kadar Kâzım Zeyrek olarak anılan Kâzım Karabekir, 15 Nisan 1911′de Harbiye Bakanlığı’na verdiği dilekçe ile atalarının ismi olan Karabekir namını soyadı olarak aldı. Kâzım Karabekir, 9 Nisan 1912′de Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliği’ne atandı ve 27 Nisan 1912′de Binbaşı rütbesine yükseltildi.
I. Balkan Savaşı sırasında Edirne – Kale Muharebeleri’nde (18 Ekim 1912 – 26 Mart 1913 ) 10. Tümenin Kurmay Başkanlığı’nı yapmıştır. Bu savaş sırasında Edirne Kalesi’nin teslim olması ile 28.500 kişi Bulgarlar tarafından esir edildi. Kâzım Karabekir’de 22 Nisan 1913′te Bulgar’lara esir düştü. 21 Ekim 1913′te Bulgaristan ile imzalanan antlaşma sonucu esirlikten kurtulan Kâzım Karabekir, 2 Aralık 1913′te Balkan Savaşı sırasında, Rus halkının uğradığı zararın tespiti için oluşturulan Türk – Bulgar – Rus karma komisyonunda Türk Temsilcisi olarak bulunan Kâzım Karabekir daha sonrada General Liman Von Sanders başkanlığında, Türk Ordusu’nun ıslahı amacı ile gönderilen Alman Askeri Heyeti İstanbul’a gelince, 11 Ocak 1914′te Genel Kurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığı’nda görevlendirildi. 28 Mayıs 1914′te Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kâzım Karabekir, uzunca bir dönem Avrupa’ya gönderildi. Bu görev Viyana, Münih, Hamburg, Paris ve İsviçre’yi kapsıyor ve buralardaki Askeri Ataşelerin nasıl çalıştıklarını yerinde incelemek amacını taşıyordu.
Avrupa’nın genel bir savaşa sürüklendiği bu dönemde Kâzım Karabekir görevli olarak Paris’te bulunmaktaydı. Fakat bu durumu fark eden Kâzım Karabekir, 14 Temmuz 1914′te İstanbul’a geri dönerek; 3 Ağustos 1914′te Genel Kurmay II. (İstihbarat) Şube Müdürü olarak görevlendirildi. Karabekir’in savaş konusundaki düşünceleri;
• “İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kuvvetlendirmek,
• Boğazlardaki kuvvetleri desteklemek,
• Savaşa girmekten mümkün olduğunca kaçınmaktı.”
Kâzım Karabekir, Genel Kurmay’daki görevini devam ettirirken, Konya’ya bir soruşturma sebebiyle gönderilmişti. 29 Kasım 1914′te “Üç Yıl Hazerî Kıdem Zammı” alarak; 9 Aralık 1914′te Yarbay rütbesine yükseltildi. Yarbay Kâzım Karabekir, 6 Ocak 1915′te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye K.’ı olarak İran Harekatına gönderildi. Karabekir, Halep’e geldiğinde, III. Ordu’nun Sarıkamış’da büyük bir felakete uğramış olduğunu, komutasına verilen kuvvetlerin Doğu Cephesi’ne kendisinde Süleyman Askeri Bey’in yerine Irak Havalisi Kuvvetleri K.’ lığına ve Basra Valiliğine atandığını öğrendi. Böylece Süleyman Askeri Bey’in yerine geçmek üzere İstanbul’a geldi.
Karabekir Paşa, 6 Mart 1915 tarihinde İstanbul’a gelince V. Kolordu’ya bağlı İstanbul – Kartal’da bulunan XIV. Tümen K.’ lığına atanmıştır. Bu görevde bulunduğu esnada Kâzım Karabekir, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile uğraşmıştır. Ancak XIV. Tümen’in Çanakkale’ye – Gelibolu’ya – gönderilmesi ile bu bölgede Seddülbahir ve Kereviz Deresi’ndeki (12-13 Temmuz 1915) savaşlarda bulunmuştur. Kâzım Karabekir’in Kereviz Dere’de bulunduğu sıralarda Fransızlar, Haziran’dan itibaren Zığın Dere ve Kereviz Dere bölgelerinde taarruzlar yapmakta idi. Fransızların amacı; Türk Ordusu’nun dikkatini güney bölgesine çekmekti. Böylece Ağustos ayında Anafartalara yapılacak olan çıkarmanın başarısını garanti altına almak istiyorlardı. Fransızların planı amacına ulaştı ve Türk Kuvvetleri’nin çoğu güney bölgesine kaydırıldı. Bu amacın gerçekleşmesi için İngilizler I. Tüm. ile Türk kanadına, Kereviz Dere bölgesine, 12 Temmuz sabahı saat 07:00′de taarruza başladılar. Türk Tüm.’leri batıdan itibaren XI., I., VII. ve IV. Tüm.’ler cephede, VI. Tüm. geride bekletilmekte idi. VII. Tüm. cephesine taarruz eden İngiliz Tüm.’nin her iki günündeki taarruzları da başarısızlıkla sonuçlandı. IV. Tümen cephesine taarruz eden Fransızların taarruzları ise beklemedeki VI. Tüm.’inde bölgede kullanılması üzerine gelişme gösteremedi. Birkaç metrelik ileri geri hareketler şeklinde gelişen muharebede oldukça fazla kan döküldü ve Türk kaybı 9700 kişiye ulaştı.
Karabekir, Kereviz Dere Muharebeleri sırasında V. Kolordu Komutanlığına bağlı – yarbay rütbesiyle – XIV. Tümen Komutanı olarak bulunmaktaydı. Bu görevi sırasında 6 -13 Ağustos 1915 Muharebelerinde de görev almıştır. Bu muharebeler sırasında düşman Arıburnu ve Anafartalar bölgesine, çıkarma ile takviye ederek yapacağı taarruza karşılık güney cephesinden Türk Kuvveti kaydırılmasın diye 6 – 7 Ağustos günleri bu cephenin merkezine Kirte istikametine taarruzlar düzenlediler. Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü. Sonraki küçük çaptaki taarruzlarda sonuçsuz kaldı. Bundan sonrada bu cephede düşmanın tahliyesine kadar mevzii muharebeleri devam etti. böylece düşman, çıkarmanın ilk günü almayı plânladığı Alçıtepe’yi ele geçiremedi. Her yönden sayıca üstün olmasına karşın Türk direnişi karşısında sadece 5. Km. ilerleyebildi. Bu muharebeler sırasında düşmana karşı 3,5 ay başarıyla savaşan Karabekir, askerî kişiliği açısından takdir toplayarak Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi ve “Miralay” (Albay) rütbesine yükseldi. Ayrıca Almanya’dan İkinci Rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanını, Osmanlı’dan da Gelibolu Şeref Nişanını ve Muharebe Madalyasını aldı. Kâzım Karabekir Paşa, Eylül 1915 – 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri’nde Güney Grubu Komutanlığına bağlı II. Bölge Komutanlığı’nda XIV. Tümen Komutanı olarak görevlendirildi. Muharebeler devam ettiği sırada XIV. Tümen 11 Ocak 1916′da bölgeden ayrıldı.
Yine bu dönemde; Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış olan ve İstanbul’dan gelen telgrafla 3. Ordu müfettişliğinden azledildiğini öğrenen ve artık sivil olmasının Kurtuluş Savaşı’nı tehlikeye düşürmesinden endişe eden Mustafa Kemal Atatürk’e, İstanbul’dan bizzat kendisine gönderilen ve Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklamasını emreden telgrafa rağmen “Ben ve kolordum emrinizdedir Paşa’m!” diyerek, moral vermiştir. Kurtuluş savaşında önemli başarılar kazanan Kazım Karabekir Paşa Atatürk tarafından takdir edilmiş ve büyük önem kazanmıştır. Mustafa Kemal Paşa “Kazım Karabekir Paşa ve adamları kurtuluş savaşında canları pahasına savaşarak galip geldiler.bu galibiyet sade onların değil bütün Türk milletinin galibiyetidir” demiştir.