Kategoriler

Zalimlerin zulmü varsa..

Takvim

Meta

Arşiv

Blogroll

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

Tarih: 22.10.2008, Ekleyen: zindan

HIV / AIDS, ERGEN HAMİLELİĞİ VE ÖNLEME
A)Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların, Hıv / Aıds’ın, Yaygınlığı
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların içinde en fazla bilinen ve en yaygın olan hastalık AIDS (Acquired Immunno Deficiency Syndrome – Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) iken buna neden olan virüs, HIV (Human Immunnodeficiency Virus – İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) olarak tanınır. Başka yallarla da geçse de cinsel ilişki ile geçmesi yaygınlaşmasının en büyük yoludur.
Günümüzde AIDS hastalarının sayısı giderek artmaktadır. Kişinin kendisi veya yakınlarının virüslerle geçen diğer hastalıklar gibi AIDS’e yakalanabileceğinin bilincinde olması gerekir.
Ülkemizde son yıllarda karaciğer sirozundan ölenlerin çoğunun ölüm nedenleri, hepatit sonrası görülen sirozlara bağlıdır. Ayrıca primer karaciğer kanserlerinde B antijeni görülme oranı da gittikçe artmaktadır. Toplum; hepatit B’de bulaşmanın oral ve parenteral, hepatit A’da bulaşmanın fekal – anal yoldan olduğu ve korunma önlemleri konusunda aydınlatılmalıdır.
Türkiye’de HIV / AIDS vakalarına en sık 20 – 49 yaş arasında rastlanmaktadır ve oranları erkeklerde %69, kadınlarda %31’dir. Ülkemizde 31 Haziran 2003 T.C. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1429 HIV / AIDS vakası vardır. Bunların 431’i AIDS basamağına ulaşmış, 998 kişi ise HIV pozitiftir. Bu kişilerin 981’i erkek kalanı kadındır. Sağlık Bakanlığının (2000) verilerine göre 24 yaş ve daha küçükler arasında 217 HIV / AIDS vakası rapor edilmişken bu rakamlar 2003 yılında 300 olmuştur. Bakanlığın raporlarına göre bu hastalığa rastlanma konusunda en yüksek oran İstanbul’a ikinci yüksek oran ise Ankara’ya aittir. Ancak, Kadıoğlu (2000), özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda kişilerin sağlık kurumlarına yeterli başvurularının olmamaları, kayıt sistemlerinin yeterli çalışmaması nedeniyle, bu sayının gerçekleri yansıtmadığını belirtmektedir.
Ergen Hamileliğin Yaygınlığı
Singh ve Darroch (200) tarafından 18 ülkeyi içerecek biçimde yapılan ergen hamileliğinin yaygınlığı çalışmasında en düşük oran bin gençte 12 Hamilelik ile Hollanda’da, en yüksek oran bin gençte 100 hamilelik ile Rusya’da bulunmuştur. Japonya ve çoğu batı Avrupa ülkelerinde düşük düzeyde (% 0.40’dan az) , Avusturya, Kanada, Yeni Zelanda ve Bazı Avrupa ülkelerinde (% 0.40 – 0.69) orta düzeyde ergen hamileliğine rastlanmaktadır. Oranın en yüksek olduğu ülkeler ise Rusya, ABD, Bulgaristan ve Romanya’dır.
Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü (1999) tarafından gerçekleştirilen nüfus ve sağlık araştırmasında 15 – 19 yaş arasında anne olan ya da ilk çocuğuna gebe olan kadınlarla ilgili istatistikler verilmektedir. Buna göre 17 yaşındaki  her 12 kadından birisi (% 9) ya anne olmuş ya da ilk çocuğuna gebe kalmıştır. Bu oran 18 yaşındakilerde daha da artarak altıda bire (% 16) ve 19 yaşında dörtte bire (% 23) çıkmaktadır. Ülkemizde 1992 yılında %4 olan ergenlik dönemindeki hamileliklerin oranının beş yıl sonra yaklaşık iki kat arttığını saptayan bir araştırma gerçekleşmiştir (Dabakoğlu Özdener, 1998; Akt: Duyan, Ünal, Çok ve Ünal, 2001). Bu araştırmaların sonuçları ülkemizde de ergen hamileliği konusunun gündemde olduğunun göstergeleridir.
Hangi hastalıklar cinsel ilişki yoluyla bulaşabilir ?
Bugün için 40’ dan fazla cinsel yolla bulaşan hastalık bilinmektedir. En sık rastlananları:
•HIV enfeksiyonu (AIDS)
•Hepatit B
•Bel soğukluğu (Gonore)
•Frengi
•Klamidyoz
•Kandidiyazis
•Trikomoniyazis
•Yumuşak şankır
•Granuloma inguinale
•Genital herpes
•Lenfogranuloma venerium
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)
AIDS: Acquired Immunno Deficiency Syndrome kelimelerinin baş harflerinden oluşmuş bir kelimedir. “Edinilmiş İmmun yetmezlik sendromu” adı verilen bu hastalık HIV (Human Immune Deficiency Virus) adı verilen virüsün cinsel ilişki, virüsü taşıyan kanın nakledilmesi, virüsü taşıyan hastanın vücut salgılarıyla temas ile (cinsel ilişki olmadan intim (cinsel içerikli) öpüşme, hastane personelinin yeterli önlem almaksızın virüsü taşıyan kişiye tıbbi bakım hizmeti vermesi gibi) vücuda giren virüsün temel hedefi bağışıklık sistemidir. Bu sistemi zayıflatarak veya etkisiz hale getirerek çeşitli fırsatçı enfeksiyonların ve belli kanser türlerinin ortaya çıkmasına neden olur. İlk temastan kanda virüsün saptanmasına kadar geçen süre 6 ay kadar uzun, ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre ise 10 yıl kadar uzun olabilir.
Günümüzde AIDS hastalarının tam olarak şifaya kavuşmaları mümkün olmamakla beraber virüsün yayılmasını kısmen durduran, fırsatçı enfeksiyonların tedavisinde başarıyla uygulanan çok sayıda ilaç yardımıyla AIDS hastalarının yaşam süreleri artmaktadır. AIDS aşısı çalışmaları da hızla devam etmektedir.
Hepatit B (“B tipi sarılık”): Bu hastalık da cinsel yolla ve aile içi yakın temasla bulaşabilen bir virüs hastalığıdır. Bir aile bireyinde enfeksiyon ya da taşıyıcılık saptandığında, başta eş olmak üzere diğer aile bireyleri risk altındadır ve gerekli tetkikler yapıldıktan sonra aşılanmalıdır. Günümüzde bebeklere ve diğer duyarlı bireylere rutin olarak Hepatit B aşısı uygulanmaktadır. Çok yakın bir gelecekte bu uygulamalarla dünya üzerinden Hepatit B hastalığının aynen çiçek hastalığı gibi tümüyle kalkacağını varsayabiliriz.
Vajinitler: Kadında oluşan vajinit kendini kötü kokulu, kirli renkte, köpüklü, bazen peynir kesiği şeklinde olabilen akıntıyla birlikte , kaşıntı, idrar yaparken yanma, ilişkiden sonra kanama şeklinde belli eder. Vajinitlerin tek oluşma yolu cinsel ilişkiye bağlı bulaşma değildir. Mantarlara bağlı vajinitler gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, kontrolsüz kalmış şeker hastalığı gibi etkenlere bağlı olarak oluşabilirler. Trikomonaslara bağlı vajinitler de yine hijyenik olmayan koşullardan (umumi tuvaletler, havuzlar, ortak iç çamaşırı kullanımı) bulaşabilir. 
Uretrit: Uretra, yani idrar boşaltım sisteminin mesaneden sonraki kısmı, CYBH’nin erkeklerde en sık belirti verdiği organıdır. Uretrit adı verilen bu tabloda idrar yapma dışındaki zamanlarda akıntı olur. Bu akıntının da en sık nedeni gonore adı verilen bakteriye bağlı gelişen bel soğukluğudur. Gonore dışında klamidyalar ve diğer bazı bakteri türleri de uretrit nedeni olabilirler. Uretrit kadında da sık görülen bir hastalık olmasına karşın, sıklıkla genital sistemin diğer kısımlarında (serviks, fallop tüpleri gibi) oluşan enfeksiyonların seyrinde yer alır ve uretradan oluşan akıntı sıklıkla vajinal akıntıyla beraber olduğundan dikkat çekmeyebilir.
Bir kişide CYBH grubunda yer alan hastalıklardan biri saptandığında, diğer bir hastalığın da beraberce bulunma olasılığı önemli derecede artar. Bu yüzden bu kişilerin aynı gruptaki diğer hastalıklar yönünden de incelemelere tabi tutulması uygun olur.
•Cinsel yolla bulaşan hastalık nedir?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, genellikle cinsel  ilişki yoluyla insandan insana bulaşan mikroorganizmaların (mikrop) neden olduğu genital yol (üreme organları) enfeksiyonlarıdır.
•Cinsel yolla bulaşan hastalıkların dünyada görülme sıklığı nedir?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, dünyanın pekçok bölgesinde büyük önemi olan bir halk sağlığı sorunudur. Sorunun gerçek boyutları birçok ülkede tam olarak bilinmemektedir. Ancak her yıl dünyada 250 milyondan fazla kişinin cinsel ilişki ile bulaşan bir hastalığa yakalandığı tahmin edilmektedir.
•Cinsel yolla bulaşan hastalıklar neden önemli halk sağlığı sorunudur?
Sık görülmelerinin yanında, erken tanı ve tedavi uygulanmadığı takdirde bu hastalıkların neden olduğu ek bazı sağlık sorunları ile de karşılaşılmaktadır. Bu hastalıklar, cinsel eşlerden sadece birinin sağlık sorunu değildir. Korunmasız cinsel ilişki (kondom kullanmama) hastalığın sağlam eşe de bulaşmasına neden olur. Bunun yanında tedavisi yapılmamış cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan hamile kadınların, doğum öncesi veya hemen doğum sonrası dönemde bebekleri de risk altındadır.
Kadın veya erkek kısırlık, düşük, yenidoğan bebeklerde görülen bazı enfeksiyonlar, dış gebelik, genital organ kanserleri ve ölüm cinsel yolla bulaşan hastalıkların neden olduğu sağlık sorunlarıdır.
Cinsel yolla bulaşan hastalığı olanların HIV (AIDS virüsü) ile enfekte olma olasılığı daha yüksektir.
Bu grup hastalığın tıbbi önemi yanında, gerek sosyal gerekse ekonomik olumsuz etkileri de gözlenmektedir.
•Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kan yolu ile de bulaşabilir mi?
HIV (AIDS virüsü), hepatit B virüsü ve frengi mikrobu Kanada da bulunduğundan cinsel ilişki dışında kan yolu ile de bulaşabilen hastalıklardır. Bulaşmada kontrolsüz kan nakli, steril (mikroptan arındırılmış) olmayan şırınga ve iğneler, kesici ve delici aletler de rol oynar. Damar içi uyuşturucu bağımlılarının kullandıkları şırınga ve iğneler ile bu hastalıkların bulaşma riski vardır.
•Cinsel yolla bulaşan hastalıkların hangileri anneden bebeğe bulaşabilir?
HIV enfeksiyonu, hepatit B, sifiliz (frengi), gonore (bel soğukluğu), herpes ve klamidyoz adı verilen hastalıklar gebelik süresince veya doğum sırasında anneden bebeğine bulaşabilir.
•Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda belirtiler ne zaman ortaya çıkar?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bazen belirti yoktur ya da kişiyi rahatsız etmeyecek kadar hafif belirtileri olabilir. Özellikle kadınlarda bazen hiç belirti görülmez. Ancak, tedavi edilmediği sürece, belirtisiz enfeksiyonu olanlar, bilmeden hastalığı başkalarına bulaştırırlar.
Bu Hastalıklarda Her Zaman Belirti Olur mu?
Cinsel temastan sonra hastalık belirtilerinin ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) hastalıktan hastalığa fark gösterir. Her zaman belirti olmayabilir. Bu süre günler (bel soğukluğu), haftalar (klamidyoz, hepatit B), aylar (frengi), yıllar (AIDS) olabilir. Bazen de rahatsız etmeyecek kadar hafif belirtileri olabilir. Özellikle kadınlarda bazen hiç belirti görülmez. Ancak, tedavi edilmediği sürece, belirtisiz enfeksiyonu olanlar, bilmeden hastalığı başkalarına bulaştırırlar.
Belirtileri Nelerdir?
•İdrar yaparken yanma, acıma, sık sık idrara gitme.
•Peniste, vajinada, makatta veya ağızda yaralar, siğiller ve içi su dolu kabarcıklar oluşması.
•Penis, vajina veya makattan akıntı olması. (Bu akıntı su gibi, süt gibi, beyaz, sarımtırak veya yeşil olabilir ve kokusu normal vajina akıntısından farklıdır.)
•Kasık kıllarında, makatta veya vajina etrafında kalıntı.
•Kasıklarda şişkinlikler ve bezeler.
•Yumurtalıkların birinde veya her ikisinde ağrı.
•Karnın alt bölümünde ağrı.
•Cinsel ilişkiden sonra kanama.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda bu belirtilerden biri ya da birkaçı beraberce görülebilir, ancak bunlar başka hastalıklara da bağlı olabilirler. Tanı konması ve tedavi için cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan şüphelendiğinizi söyleyerek doktora gitmelisiniz.
Bu Hastalıkların Tedavisi Var mı ?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tedavi edilebilirler. Ancak AIDS’in tedavisi yoktur. Ayrıca Hepatit B’den de aşı ile korunabilirsiniz.
Tedavi Edilmezse Ne Olur ?
Eğer cinsel yolla bulaşan bir hastalığa yakalanıp tedavi edilmezseniz bu ciddi sonuçlar verebilir. Kısırlık ya da kadınlarda dış gebelik gibi. Ayrıca bir cinsel yolla bulaşan hastalığa yakalanmak, AIDS (HIV) virüsünü almayı kolaylaştırır.
Bu Hastalıklar Cinsel İlişki Dışında da  Bulaşabilirler mi?
Bu hastalıklardan birinin mikrobunu taşıyanlar gebelik veya doğum sırasında taşıdıkları mikrobu bebeklerine geçirebilirler.
AIDs virüsü ve Hepatit B mikrobu taşıyan kişilerden kan nakli- steril olmayan iğnelerle kan alınıp verilmesi, tedavi yapılması, damardan uyuşturucu kullanımıyla (başkasının iğnesinin kullanılması ile) veya temiz olmayan iğnelerle dövme yapılması, kulak delinmesi gibi yollarla bulaşabilir.
Başkasının bardağını veya çatal kaşığını kullanmakla cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanmazsınız.
Ayrıca başkasının nefes ve öksürüğünden, onunla el sıkışmak ve öpüşmekle de bu hastalıklar bulaşmaz. Böcek ve sivrisinek ısırması, tuvaletlerden (klozet kapağından), yüzme havuzları veya hamamlardan da bu tür hastalıklar bulaşmaz.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan nasıl korunulur?
•Cinsel ilişkide kondom kullanın.
•Cinsel eş sayısının artmasının, hastalık bulaşma riskini de arttırdığını unutmayın.
•Hastalık belirtisi olmadan da bulaşma olabileceğini unutmayın.
•Alkol ve uyuşturucunun doğru ve sağlıklı düşünmeyi engelleyerek, cinsel ilişki sırasında olumsuz davranışlara neden olabnileceğini aklınızdan çıkarmayın.
•Size nakledilecek kanda gerekli testlerin yapılıp yapılmadığını sorun.
•Başklalarının kullandığı şırınga ve iğneyi kullanmayın. Bir defa kullanılıp atılan şırınga ve iğne kullanılmasını isteyin.
•Hamile iseniz, doğum öncesi dönemde düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın.
Cinsel Yolla Bulaşan Bir Hastalık Olduğunu Düşününce Ne Yapmalıdır?
Cinsel yolla bulaşan hastalık belirtilerinden kuşkulandığınızda muhakkak bir uzmana başvurun. Yakınlarınız kaybolsa da, hastalıklar genellikle kendiliğinden iyileşmezler. Tadavi her zaman gerekir.
Psikolojik Danışman Eğitimi ve AIDS
Aslında psikolojik danışman eğiştimi sırasında psikolojik danışmanlık öğrencilerine, çalışmakta olan psikolojik danışmanlara da hizmet çncesi ya da hizmet içi programlarla HIV / AIDS ile ilgili bazı bilgilerin kazandırılması gerekmektedir. Böylece bu konuları bilen psikolojik danışmanlar, ergenlere verilecek eğitimlerde de bu bilgileri aktarabilirler:
1.Şu anda AIDS’in tedavisi yoktur,
2.Doğum sırasında bebeğe geçmesi olasıdır,
3.Bir kişi HIV aldıktan beş-on iki yıl sonra AIDS gelişir,
4.AIDS’li birinin kullandığı şırıngayı paylaşmak geçiş nedenidir,
5.Kondomsuz anal ilişkide geçiş olasıdır,
6.Enfekte olmuş kişilerde bazı ilaçlar hastalığı yavaşlatır ve yaşamı uzatır,
7.AIDS beyne de zarar verir,
Bunların yanı sıra yanlış bilinen bilgilerin de sunulması anlamlıdır. Örneğin AIDS şu yollarla bulaşmaz:
1.V / AIDS olan aşçının pişirdiği yemek yenildiğinde,
2.AIDS’li biriyle içinde kan olmayan tükrüğünün karıştığı bir öpüşme gerçekleştiğinde,
3.AIDS’li olan kişi ile aynı bardak, tabak ya da çatal kullanıldığında,
4.Genel tuvaletleri kullanıldığında,
5.AIDS olan birisi hapşırdığında ya da öksürdüğünde,
6.Sivrisinek ya da bir başka böcek soktuğunda,
7.Kan bağışlandığında (Lance, Morgan ve Columbus, 1998),
8.Çeşmelerden su içmekle,
9.Spor yapılan araçlar aracılığı ile,
10.Eğer içlerinde kan yoksa burun sıvısı (sümük), tükrük, ter, gözyaşı, çiş ya da kusmukla (Unks, 1996).
Gençlerin HIV / AIDS İle İlgili Bilgi Düzeyleri
Türkiye’de ilk cinsel deneyim yaşının erkeklerde 16-19 olduğu saptanmıştır (Çok, Ersever ve Gray, 1988). Öte yandan çocukların, gençlerin, öğretmenlerin CYBH / HIV / AIDS konularında ciddi bilgi eksiklikleri olduğunu gösteren araştırma sonuçları vardır. CYBH konusunda bulaşma yollarının 6.-8. Sınıftakilerce öğrenildiği, ancak bazı sosyal temas ve böcek sokması gibi konularda belirsizlik olduğu anlaşılmıştır. Başka bir çalışmada lise son sınıf öğrencilerinin HIV / AIDS konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıklarını saptamışlardır.
Risk Etmenleri
Unks’a (1996) göre tüm insanlar risk altında ise de özellikle ergenler bilgi ve deneyim eksiklikleri nedeni ile incinebilir gruptadırlar. Tüm yaşlardaki, tüm cinsel yönelimlilerde, her iki cinsiyette, her tür kişisel hijyen düzeylerinde, her türlü yerleşim merkezlerinde HIV büyük risktir. Öte yandan, HIV aşırı derecede narin ve çevresine duyarlı bir virüstrür, seyreltik bir çamaşır suyu ya da sıcak musluk suyu ile bile öldürülebilir. Enfeksiyonunda en yüksek derecede riskli olan azınlıklardır (Ozer, Weinstein, Maslach ve Ark., 1997). Bunun yanı sıra, madde kullanımı ile riskli cinsel davranışlar arasında yakın bir ilişki vardır )Hackerman and King, 1998). O nedenle, madde kullananların bu riske çok açık oldukları söylenebilir.
Psikiyatrik ve duygusal bozukluklar, depresyon, zayıf dürtü kontrolü, etkili olmayan başa çıkma yolları, zayıflayan, çarpık hale gelen sosyal yargılar, HIV riskini arttırmaktadır. Evsiz ve evden kaçanlarda da benzer riskler artmaktadır. Öte yandan evden kaçmalar daha fazla ihmal ve istismar olan ailelerden çıkmaktadır. Ergenlik dönemi cinsel merakların arttığı ve ilk cinsel deneyimlerin yaşandığı yaşlardır. Gelişimsel olarak riskli davranışlar yapmaya eğimli olan ergenlerin genel olarak risk altında oldukları söylenebilir. Ergen hamileliği için risk etmenleri içinde etkili olmayan ana baba iletişimi, düşük ana baba gözetimi, tek ebeveynle oturmak, düşük eğitimli ana babalara, aşırı çalışan anneye sahip olmak yer almaktadır.
Ergen Hamileliği
Ergenliğin ilk yıllarında kontrolsüz cinsel ilişki, tecavüze uğrama gibi nedenlerle hamile kalınması hali olan ergen hamileliği batılı ülkelerde yaygındır. Hem anne olarak kendileri hem de çocukları için potansiyel olumsuzlukları olduğu için ergen hamileliği hem gençlere hem de topluma bedel ödetmektedir. Ergen annelerden doğan bebekler fiziksel, sosyal ve bilişsel sorunlar ve yetersizlikler yaşamaktadır. Ergen annelerse eğitim ortamından uzaklaşarak düşük yaşam kalitesine sahip olarak yaşamak durumunda kalmaktadır. Kültürel olarak cinselliğin daha bastırılmış olduğu ve cinsellik için evliliğin gerekli koşul olduğu geleneksel toplumlarda ergen hamileliği daha çok erken evlendirilen  kızlar arasında olmaktadır. Ülkemizde de erken evlenme ve erken anne olma sık rastlanan durumlardır. Ancak, batıdakinden farklı olarak, ergenler arasında kayıt dışı hamilelikle ilgili kayıtlara geçecek vakaya rastlanmamaktadır.
Önleme Çalışmalarının Önemi
Son yıllarda AIDS, diğer CYBH’lardan daha fazla dikkat çekmekte ve önleme çabaları ona yönelik olarak düzenlenmektedir. Ancak, AIDS ile ilgili önleme çalışmaları diğer CYBH önlemek için de işe yarayabilmektedir. AIDS önlenebilir bir hastalıktır. HIV önleme çabalarının temel amacı yeni HIV enfeksiyonu önlemektir. HIV ve AIDS’in yaygınlığının önlenmesi medikal bir sorun olmakla beraber aynı zamanda eğitsel bir sorundur. Bu konuda tüm çocuklara eğitim verilmesi gerektiği açıktır. Ergenlere yönelik AIDS eğitimlerinin amacı ergenlerin kendilerini korumalarını sağlayarak onları AIDS ile karşılaştırmamaktır. Bu anlamda eğitimlerin son derece anlamlı olduğu ve yaygınlaştırılmasının gerekliliği açıktır. UNESCO eğitim aracılığı ile yanlış bilgilerinin düzeltilebileceği ve AIDS’in bedene ne yaptığının anlatılabileceğini düşünerek eğitimi desteklemektedir. Cinsel eğitimin verilmesi bu konuda önemli bir noktadır. Bilgi verici programlar yerine davranışı etkileyebilmek inançlar vetutumlar üzerine odaklanan programların daha etkili olacağını ifade etmektedir. Eğitimlerin sadece didaktik bilgi vermesi davranış değiştirmede fazla etkili olmamaktadır.
Önlemenin en temel öğeleri kadın ve erkek kondomlarıdır. Kondom’un koruyuculuğu, kondomun lateks olması, doğru ve devamlı kullanılması, yırtık veya delik olmaması kaydıyla ispatlanmıştır. HIV / AIDS önleme çabalarının genel başarısı güçlü politik liderlere uygun kaynaklara, destekleyici politikalara, iyi planlanmış ve koordine edilmiş programlara bağlıdır.
İthal kan kullanımını sınırlayan politikalar, damariçi madde kullanımını önlemeye yönelik çalışmalar, temiz enjektör değiştirme programları yapılmış olsa da bunların hiçbiri tek başına HIV bulaşmasını önlemede yeterli programlar olarak görülmemektedir. HIV / AIDS’in cinsel yolla bulaşmasını engellemeye yönelik önlemler aslında cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara karşı korunmada da etkili olan yöntemlerdir.
Önleme çalışmalarında herkese kan ve kan ürünleri ile bulaşmaya karşı korunma yollarının öğretilmesi gerekmektedir. Sağlık personeline danışmanlık, tanı ve tedavi konularında temel eğitim verilmesi, ayrıca bireylerin eğitimi ve toplum bilincinin geliştirilmesi ve uygun davranışların kazandırılması son derece önemlidir. CYBH’ı önleme konusunda eğitim merkezleri olmaları nedeni ile okullara da bazı sorumluluklar düşmektedir. Esasen HIV / AIDS konusundaki en temel kaynaklardan ikisi aile ve okuldur. 1990’lardan sonra okullar AIDS ile ilgili bilgi verme konusunda daha fazla etkili olmaya başlamıştır. 10-25 yaş arasındaki çocuk ve gençler her yıl yeni enfeksiyonların olduğu en kritik gruptur. Kuşkusuz tüm diğer önleme çalışmalarında olduğu gibi, okullar tek yer değildir. Güney Afrika’da olduğu gibi tiyatro oyunlarının kullanılması da diğer bir yoldur. Okullar sağlık eğitimi vermek konusunda uygun yerler olmaları nedeniyle cinsel eğitim dersleri vermek için ideal yerlerdir. Cinsel eğitim, sağlık gibi dersler de sunulmaktadır. Gençlik kahramanları ve onların HIV / AIDS ile ilgili durumlarını aktaran (basketbolcu Magic Johnson gibi) magazinler, televizyon ve radyo haberleri de diğer bilgi kaynaklarındandır.
Kapsamlı HIV cinsel eğitim programları önleme amacına da hizmet etmek için 1950’lerde İsveç’te başlamış ve hemen diğer batılı ülkelerde benimsenmiştir. Bu tür programların dört dayanağı vardır:
1.Ergen cinsel etkinliği kaçınılmazdır,
2.Eğitimcilerin cinselliğe nötr-değerle bakmaları gerekir,
3.Okullar cinsel konuların açıkça konuşulduğu yerler olmalıdır,
4.Cinsel eğitim öğrencilere korunma yollarını öğretmelidir.
Lise öğrencilerinin çoğu AIDS’in ölümcül hastalık olduğunu cinsel ilişki ve uyuşturucu enjekte edilmesi aracılığı ile bulaştığını bilmektedirler.
ABD’de erken cinsel deneyim geçirenlerin oranının fazla olması, akran güdümlü önleme programlarının işe yarayabileceğini düşündürmüş ve bu konuda bir dizi çalışma yapılmıştır. Okul temelli HIV / AIDS önleme ve müdahele programlarının ortaokullarda uygulananlarında akranlarca yönetilen modellerde bir artış vardır. Sosyal öğrenme ve sosyal bilişsel kurama göre de akranlarla çalışmak etkilidir. Akran aracılığı ile bu eğitimin verilmesi bir yol olarak bizde de benimsenmekte ve konu üzerinde çalışmalar yapılmaktadır (Çok, 2003; Gökengin, 2002; Tümer, 2002; Zarakolu, 2002).
1995 Dünya Gelişme Raporunda gelişmekte olan ülkelerdeki üreme yaşındaki kadınların en sık yaşadıkları ikinci sağlık sorununun CYBH olduğu bildirilmektedir. O nedenle, bu konu ciddiye alınması gereken bir sorundur.
Kapsamlı HIV önleme programları bilgi, değer ve tutumların keşfi, beceri oluşturma, hizmete kolayca ulaşma ve kondom kullanımını destekleme ve sağlamayı içermelidir. Ailelerin de CYBH konusunda bilgilendirmelerinin büyük önemi vardır.
Hackerman (2002), bir önleme programının psiko-eğitimsel olması gerektiğini önererek konuların şunlar olmasını önermektedir:
•HIV nedir?
•Neden insan savunma sistemini zayıflatır?
•HIV enfeksiyonunun diğerine kolayca geçmesini sağlayan dört vücut sıvısı nelerdir?
•Bir kişi HIV+ testini almadan ne kadar önce HIV antijenleri DETECTED olabilir? Eğer bir kişinin testi negatif ise o kişi hala HIV taşıyor olabilir mi?
•Neden ergenlerde sayı artıyor?
•Kendimizi nasıl koruyabiliriz?
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığının örgün eğitim programı kapsamında cinsel sağlık dersi bulunmamaktadır. İlköğretim programında özellikle 6.-8. Sınıf ders programlarında sağlık derslerinin içinde HIV / AIDS ile ilgili hedefler yer almaktadır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ise 9. Sınıftaki Sağlık Bilgisi dersinin içeriğinde bir saat olarak yer almaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı Ergenlik Dönemi Değişim Projesi yoluyla ilköğretim ikinci kademe öğrencilerini, ana babaları ve öğretmenleri ergenlik dönemi hakkında  bilgilendirmeye çalışmaktadır (Babadoğan, 2202a). Projenin yaygınlaştırılması bu konuda bilginin de yaygınlaşması anlamına geleceği için önemlidir.
Ergen hamileliğini önleme ABD’de son yirmi yıldır okullardaki cinsel eğitim programlarının ana öğesidir.
Zimmerman, Tuttle, Kieffer ve arkadaşları (2001) ergen hamileliğini önleme programlarının sadece bireysel düzeyde değişmeye değil daha geniş sosyal yapıyı değiştirecek çabaların içindeki daha geniş çaplı önleme çabaları içinde olduğunda önlenebileceğini belirtmektedirler. Liselilerin hamilelik ve doğum kontrolü hakkında bilgi vermenin, ilişkilerle ilgili eğitimin, ana baba iletişiminin, iyileştirilmiş doğum kontrol yöntemlerine ulaşmanın ana babalık ile ilgili gerçeklere ilgili bilgilerin ergen hamileliğini önleyebileceğini düşünülmüştür.
Arnold, Smith, Harrison ve arkadaşları (1999), Şimdi Eğitim Bebekler Sonra adlı ergen hamileliğini önlemek ile ilgili programlarında ergenlerin bu konudaki bilgi ve inançlarını arttırmak hedeflenmiş ve etkili sonuçlar elde edilmiştir. Bu çabaların doğum kontrol yöntemlerinin kullanımında artışa, hamilelik oranında azalmaya yol açtığı sonucu elde edilmiştir.
ÖRNEKLER VE ÖNERİLER
Örnek:
Gökengin, (2002) tarafından Dünya Sağlık Örgütü’nün okullarda kullanılmak üzere hazırlattığı rehber kitaplardan yararlanarakTürk toplumunun sosyal ve kültürel koşulları göz önüne alınarak oluşturulmuş eğitim programının adı “HIV / AIDS ve Dğer Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma” dır. Hazırlık 8. ve 9. Ve 10. sınıflara küçük farklarla uygulanan programın ana hatları şunlardır:
I. Ünite (4 saat) HIV / AIDS / CYBH hakkında temel bilgi
1.HIV / AIDS ve diğer CYBH’ın ayırımı
2.HIV / CYBH’ın bulaşma yollarının tanımlanması
3.HIV / CYBH’ın hangi yollardan bulaşmadığının tanımlanması
4.HIV / CYBH’ın bulaşmasından korunma yollarının etkinlik derecelerine göre sıralanması
II. Ünite (5 saat) Sorumlu davranış modeli: Cinsel ilişki yaşının ertelenmesi
1.Cinsel ilişkiyi erteleme nedenlerinin tartışılması; “hayır” demek için nedenler
2.Kararlı davranış modellerinin tanımlanması ve basamaklar halinde oluşturulması.
III. Ünite (1 saat) Sorumlu davranış modeli: Güvenli cinsel ilişki
1.Kondom hakkında temel bilgi.
Dokuzuncu ve 10. Sınıflar için toplam 8 saat
I. Ünite (2 saat) HIV / AIDS / CYBH hakkında temel bilgi
1.HIV / CYBH’ın bulaşma yollarının tanımlanması
2.HIV / CYBH’ın hangi yollardan bulaşmadığının tanımlanması
3.HIV / CYBH’ın bulaşmasından korunma yollarının tanımlanması
II. Ünite (4 saat) Sorumlu davranış modeli: Cinsel ilişki yaşının ertelenmesi
1.Cinsel ilişki yaşının ertelenmesi için yardım önerileri,
2.Kararlı davranış biçiminin gözden geçirilmesi; reddetme, erteleme ve anlaşma yapma nitelikli mesajların öğrenilmesi
III. Ünite (2 saat) Sorumlu davranış modeli: Güvenli cinsel ilişki
1.Kondom kullanımının uygulamalı olarak öğretilmesi,
2.Kondom kullanımına karşı ileri sürülen gerekçelere verilebilecek yanıtlar.
Öneriler
Cinsel eğitim derslerinin oldukça erken yaşlarda verilmeye başlanmasının gereği araştırmacılarca vurgulanmaktadır. Gökengin (2002) bu tür eğitimlerin didaktik olmaktan çok etkileşimli (interaktif) olmasının ve cinsel aktivite başlamadan önce verilmesinin gereğinden söz etmektedir. Böylece, davranış değişikliğinin daha kolay sağlanacağı ve değişen davranışın kalıcılığının daha fazla olacağını da eklemektedir. Bu tür eğitimler sırasında HIV / AIDS’ın, ahlaki (moral) bir konu olarak değil bir hastalık olarak ele alınmasında büyük yarar vardır. Schonfeld ve Quackenbush’a göre odaklanmış ve çocukların gelişimsel düzeylerine göre hazırlanmış AIDS eğitim programları etkili olmaktadır. Bu tür bir eğitim vermek için en kritik sınıf altıncı sınıftır. Bazen lisede bu dersin verilmesi, cinsel olarak aktif hale gelmeleri nedeni ile geç olmaktadır o nedenle ilkokulda bu derslerin başlaması en akılcı yoldur.
Önleme programlarında sağlık alanından profesyonellerin kullanılması da anlamlı olabilir. Programların içinde vaka çalışmalarından söz edilmesi etki yaratabilmektedir. Bunlarla beraber kitle iletişim araçlarının HIV / AIDS önleme konusunda (Çok, 1998; Katsigeorgis, 2002) son derece önemli ve etki yaratabilecek yollar olduğu da vurgulanan bir gerçektir. Türkiye’de bazı televizyon kanalları (BRT gibi), bu konuda bazı çalışmalar gerçekleştirmiştir.
Kızlara yönelik cinsel eğitim çalışmaları için yararlanılabilecek yayınların (Kardam, Akman, Özsavaşır ve Çağlar, 200) yanı sıra yapılabilecek başka işbirliği çalışmaları da gerçekleştirilebilir. Okullarda bu tür program geliştirmek ve uygulamak isteyen psikolojik danışmanlar ayrıntılı bilgi toplamak istediklerinde bulundukları illerdeki uzman sağlık personelinden yararlanabilecekleri gibi, aşağıda bazılarının adları verilen kuruluşlarla bağlantı kurabilirler: Hacettepe AIDS Tedavi Araştırma Merkezi (HATAM), AIDS Savaşım Derneği, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkları Önleme Derneği, Refik Saydam Hıfzısıhha Merkez Başkanlığı AIDS Araştırma ve Doğrulama Merkezi, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Şubesi, Cinsel Sağlık Eğitim ve Danışma Merkezi, Türkiye Aile Planlama Derneği.

Kategori: Sağlık | Yorum yaz »