Kategoriler

Zalimlerin zulmü varsa..

Takvim

Meta

Arşiv

Blogroll

ÇEVRE İLE İLGİLİ BİLİM DALLARI

Tarih: 14.03.2009, Ekleyen: admin

XIX. yüzyılın ortalarında bilim dünyasına girmiş olan bu kavram canlı türleri olan insan, hayvan ve bitki varlıklarının hayat[yaşam] süresince birbirleriyle ve tabiat[doğa] ile münasebetlerini inceleyen bilim dalına denir. Bu bilim dalının kurucusu ve ilk defa sözcüğü kullanan ise Alman Zooloji Prof. E Haeckel [1834-1919]’ dır. O, Yunanca’da ev demek olan oykhos ile bilim anlamına gelen logos kelimeleri birleştirilerek, ev bilim sözlük anlamından bu terim meydana getirilmiştir. Ekoloji muhtevasına; binaları, yolları, fabrikaları ve kent kavramını katamıyoruz. Bu nedenle ekoloji çevrenin bir kısmını içerisine alır.
Ekolojiyi konularına göre çeşitli bölümlere ayırabiliriz. Bunlar; popülasyon ekolojisi [demekoloji], birey ekolojisi [autekoloji], toplum ekolojisi [simekoloji], peyzaj ekolojisi ve tatbiki [uygulamalı] ekolojidir.
2.Çevre Koruması [Protection de I’envirement]:
Günümüzde çevre kirliliğinin artması ve tabiî kaynakların sürekli bir biçimde tükenmesi, çevre koruması denilen mobilite meydana getirmiştir. Çevrenin kirlenmesi ve kaynakların tükenmemesi için sanayi ve hükümet politikalarının sunduğu imkanları gözden geçirmek ve yeni bilinçli tedbirler için politikalar üretebilmek olayı çevre korumasının unsurları olarak ortaya çıkmıştır.
3.Gelecekbilim [Fütüroloji]:
Tabiî çevre ile insan ilişkilerinin incelenmesi, bugünün sınırlarını aşarak gelecekle ilgili varsayımlara da yönelince gelecekbilim meydana gelmiştir. Çevrenin bugün kirlenmesine neden olan verilerden hareket edilerek gelecekte nasıl bir görünüm alacağı tespit edilmeye çalışılmıştır.
4.Çevre Bilimi:
Çevre bilim ekolojinin bir parçasıdır. Fakat ekoloji Türkiye’de çevre bilimi olarak algılanmıştır. Çevre bilimi veya çevre sorunları bilimi, teknolojinin tabi çevre üzerindeki ve insanın gerçekleştirdiği yapay çevre olan kırsal ve kentsel çevre politikalarını konu edinmiş olan bilim dalıdır.
Çevre bilimi için çevre bilimleri mi yoksa çevre bilimi mi diyeceğiz? Bu konuda tartışmalar yapılmaktadır. Çevre bilimi diyenlere göre, çevre bilimi değerleri olan diğer bilimlerden ortak noktaları almış ve süzmüştür. Bu nedenle çevre bilimi tekil olarak kullanılmalıdır. Çünkü çevre bilimi de tek başına bağımsız bir bilimdir. Bununla ilişkisi olan, buna yakın olan bilimlerle ortak noktalarının olması çevre bilimleri şeklinde ifade etmemizi gerektirmez. Çevre bilimi fizik bilimi ile iç içedir. Ama bu bilimler birbirinin alt dalı değildir. Bu nedenle de ekoloji çok teknik farklı bir bilimdir. Bu bakımdan çevrebilimi multi disipliner bir yapıya sahip; tabiî, sosyal ve sağlık bilimlerinin bir sentezi bilimidir.
Bunun karşısında çevre bilimi için “Çevre Bilimleri” denmesi gerektiğini savunan düşünceler de vardır. Nasıl ki sosyal bilimler teknik bilimler ayrımı yapabiliyorsak “Çevre Bilimleri” şeklinde de ayrım yapabilmeliyiz. Bu bilimler çevre biliminin alt dalıdır ve aralarında genellik-özellik ilişkisi vardır. Ekosistem ekolojinin içinde yer alan bir kavramdır. Yani ekoloji, ekosistemi içine alır. O nedenle de kanaatimizce “Çevre Bilimleri” şeklinde ifade edilmesi doğru olacaktır.
5.Ekosistem:
Ekosistem, tüm canlıların birlikte çevreleriyle uyumlu ve dengeli bir şekilde varlık ve gelişmelerini sağlamak için mevcut şartların tamamıdır. Bu denge ancak dışarıdan müdahalelerle bozulabilir. Bu durumda geniş anlamda çevre sorunları meydana gelir. Ekosistemde ekoloji içerisinde ortaya çıkan bir bölümdür.
6.Peyzaj:
İngilizce’de “Landspace”, Almanca’da “Iandschaft”, Fransızca’da ise “Paysage” kelime karşılığındadır. Fransızca kelimesinin okunuşu Türkçe’de kullanılmıştır. Türkçe’de ise “görünüm” ve Arapça’da “manzara” kelime karşılığıdır. Peyzaj, görüş alanındaki bir bölgenin ekolojik, yapısal ve biyolojik özelliklerine yani bir yerin tabiî görünüşüne denir.
7.Populasyon ve Kommunite:
Tabiattaki varlıkların tek olarak yaşamamaları karşısında belirli bölgelerde aynı veya farklı türden canlıların bir arada bulunmasıyla oluşur. Aynı türden canlıların oluşturduğu topluluğa populasyon, farklı türden olan canlıların oluşturduğu topluluğa da kommunite [hayat birliği] denmektedir.
8.Milletlerarası Çevre İdaresi [Yönetimi] Standardı [ISO 14000]:
Hayat kalitesinin artırılarak sektörler tarafından üretim alanlarında gösterilmesi için standardizasyon çalışmalarının kapsadığı alanlar genişletilmektedir.
Milletlerarası Standartlar Örgütü [ISO], toplam kalite idaresinin standardizasyonunu yaparak uygulamaya tabi tutmuştur. Gelişmiş devletlerde düşük maliyet, yüksek kalite, müşteri odaklı müşteri tatmini, en düşük hata prensiplerine bağlı olan milletlerarası standartlar örgütü [ISO 9001 ve 9002] gelişmiş devletlerde firmalar tarafından artan oranlarda kullanılmaktadır.
Toplam kalite idaresi sadece özel sektörde değil kamu kurum ve kuruluşlarda başarıya yönelik duyarlı hizmetlerde bulunan memurun vatandaşla ilişkisi idarenin düzenli işleyişi gibi faktörler gözönüne alınarak uygulanması gerekir. Böylece kamu hizmetinden yararlanan şahıslar bir müşteri gibi görülmektedir. Avrupa’da “Yurttaşlar Şartı, Kamu Hizmeti Standardı” gibi çeşitli kamu hizmeti standartları geliştirilerek uygulama alanına konulmuş bulunmaktadır. Kamu idaresinde standart geliştirme ve standartları idareye egemen kılma anlayışı giderek artmaktadır.
Milletlerarası Standartlar Örgütü tarafından geliştirilen ve ISO 14000 kod sayısı ile dizilendirilen Milletlerarası Çevre İdaresi Standardı; çevre kalitesinin firmalarca korunarak geliştirilmesi için, yerine getirilmesi gereken çevre idaresi sistemlerini belirlemekte ve ilgililere tekliflerde bulunmaktadır.
1992 yılında Rio da Janerio’da toplanan “Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı” nda Milletlerarası Çevre İdaresi Standardı ile ilgili ilk görüşmeler yapılarak, ISO öncülüğünde çevre idare sürecinin[vetiresinin] oluşturulmasına yönelik çalışmalar başlamıştır.
ISO 14000 dizisinde bulunan standartlar, kamu idaresinin getirdiği amir hükümler ve bu hükümlerin uygulanmasının denetlenmesi fikri yerine hür teşebbüsün [firmaların] isteğe bağlı katılımlarını sağlamak amacında bulunmaktadır. Böylece zorlayıcılık yerine gönüllü olarak çevrecilik ortaya çıkmaktadır. Firmalar kendi yapılarına özgü çevre kirliliği önlemlerini kendileri almakta ve bu önlemler desteklenmektedir. Bu durumda, ISO 14000 dizisi herhangi bir özel sektör kuruluşunda olması gereken bir çevre idaresi düzeninin varlık şartlarını ortaya koyarak; gönüllü kılavuzluk ve çevresel standartlar sistemi oluşturmaktadır.
ISO 14000 standartlar dizisinin gayeleri; çevresel değerlerin korunması, sürdürülebilir kalkınma, devlet içinde veya milletlerarası alanda ticari engelleri ve bu sorunla ilgili karmaşaları en alt seviyeye indirmek, firmaların çevresel değerleri koruduklarını ortaya koymalarını sağlamak v.b olarak sayılabilir.
Devletimiz ISO üyesidir. Bu teşkilâta karşı ülkemizi temsil eden Türk Standartları Enstitüsü [TSE] olup, bu doğrultuda TS 9719 standardını yürürlüğe koymuştur. Bu standart ISO 14001’in doğrudan çevirisi olmaktadır. Milli hukukumuza ISO 14000’de yapılan değişiklikler ilave edilerek 4 Nisan 1996 yılında TS 9719 standardı yeniden derlenerek TS-ISO 14001 kod sayısı ile yürürlüğe girmiştir.

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »