Kategoriler

Zalimlerin zulmü varsa..

Takvim

Meta

Arşiv

Blogroll

Okulların Fiziki Özellikleri

Tarih: 13.10.2009, Ekleyen: admin

Ülkemizde, öğrencilere eğitim- öğretim veren pek çok okul bulunmaktadır. Türkiye’nin güneyinden, kuzeyine, doğusundan batısına kadar ki tüm okullar imkanları ölçüsünde öğrencilerine birtakım bilgi ve beceriler öğretmeyi amaçlamışlardır. İmkanları ölçüsünde dedik; çünkü her okulun eğitim- öğretim seviyesi, imkanları oranında değişmektedir. Değişiklikten kasıt, bazı yerdeki okullarda öğrenci sayısı az, bazı yerdeki okullarda ise öğrenci sayısı çoktur. Bu durumda bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Tabi durum böyle olunca sınıflardaki öğretim teknikleri de, sınıf mevcuduna göre değişiklik göstermektedir. Ama eğitim- öğretim seviyesini sadece sınıf mevcuduna bağlamak yanlış olur. Eğitim- öğretim seviyesini etkileyen faktörlerden öğretmelerin yetenekleri, öğrencinin yeterlilik düzeyi, okulun ekonomik durumu gibi pek çok faktör saymak mümkündür. Ama burada benim ele alacağım konu büyük okullar ve küçük okullardır. İlk önce büyük ve küçük okul nedir? Bunun tanımıyla işe başlamak gerekir. Büyük okul deyince benim aklıma iki tane tanım geliyor. Bunlardan biri okulun büyüklüğü. Yani fiziki, dış görünüş bakımından büyük olan okullar. Diğeri ise sınıf mevcudu, sınıfın kalabalık olması bakımından büyük okullar. Küçük okullarda ise durum bunun tam tersidir. Okul ya dış görünüş bakımından küçüktür yada okuldaki öğrenci mevcudu azdır. Bence buradaki esas ve üzerinde durulması gereken tanım sınıf mevcuduna göre büyük ve küçük okul olarak değişen tanımdır. Çünkü gerek büyük okullar, gerekse küçük okullar insanların birbirleriyle ilişkileri yönünden etkili olmaktadır. Bu durumla ilgili bir örnek verelim.
Sınıf mevcudu bakımından kalabalık ve az olan iki sınıf düşünün. Acaba hangi sınıfta ilişkiler daha fazladır. Tabi her sınıfta da öğrencilerin birbirleriyle bir takım ilişkisi olacaktır ama büyük sınıflarda iletişim ve ilişki içerisinde bulunacağı kişi sayısı daha fazladır. Mevcudu az olan bir sınıfta bir öğrencinin iletişim içinde bulunacağı kişi sayısı mesela 10- 11 kişi ise, kalabalık sınıfta iletişim içinde bulunacağı kişi sayısı bu sayının üzerindedir. Ama bir öğrencinin sadece bir arkadaşı olabilir. Diğer öğrencileri tanımayabilir.
Konuya sadece iletişim ve insan ilişkileri yönünden bakmamak gerekir. Okulun büyüklüğü ve küçüklüğü öğrencilerin başarı seviyesini de etkilemektedir. Hangi sınıflarda yani kalabalık sınıflarda mı, yoksa az sınıflarda mı öğrenci başarısı yüksek olur? Bu tartışmaya açık bir konudur. Bu durumda başarıyı sadece öğrenciye bağlamamak gerekir. Bu başarı öğretmenlere göre de değişir. Bu konuda ele alınması gereken diğer bir konudur.
Büyük sınıf, küçük sınıf diyoruz ama, benim aklıma bir olay geldi. Ben küçükken mahallemizde bir okul vardı. Annem benim buraya gitmemi istiyordu. Babam ise bize göre uzakta olan bir okula gitmemi istiyordu. Yakın okulda bütün mahallemizdeki çocuklar vardı ve sınıf oldukça kalabalıktı. Uzak okulda ise pek fazla kişi yoktu. Sonunda karar verildi ve ben uzaktaki okula gittim. Sınıfımızdaki öğrenci sayısı azdı ama ben mutluydum.
Evet. Buradan hareketle şu da söylenebilir. Bir sınıfın kalabalık ya da az olması okulun bulunduğu yere göre de değişebilir. Genelde ailelerin tercihi çocuklarının evlerine yakın okullar, bunların yararları ve sınırlılıklarından başlayacağım.
Başında da söylediğim gibi küçük okul sınıf mevcudu bakımından az olan okuldur. Küçük okul deyince benim aklıma genelde doğu bölgesindeki okullar ve kırsal kesimdeki okullar geliyor. Doğu bölgesi demekle şunu kastediyorum. Bunu bir örnekle açıklayalım. Benim bir tanıdığım Van’da öğretmenlik yaptı. Sınıfındaki öğrenci sayısını sorduğumda aldığım cevap karşısında çok şaşırdım. Birleştirilmiş sınıf okutuyormuş ve sadece 10- 15 öğrencisi varmış. Tabi bu durum sadece doğu bölgelerinde yaşanmıyor. Ama geneli burda olduğu için hemen insanın aklına burası geliyor. Gerek ailelerin çocuklarını okula göndermek yerine çalışmaya teşvik etmeleri, gerekse okula gerekli yardımın yapılmaması sınıftaki öğrenci sayısını düşürüyor. Bu durumun sık yaşandığı diğer bir yerleşim yeri de kırsal kesimler. Burdaki okullara baktığımız zaman sınıf mevcudunun az olduğunu görüyoruz. Bence burada şöyle bir yanlış görüş hakim. “Kız çocukları okuyup ta ne olacak”. Durum böyle olunca sınıftaki öğrenci sayısı az oluyor. Bu duruma ailelerin cahillilikleri de elenebilir. Ama bunlar arasında çocuklarının iyi bir geleceğe sahip olması için çalışan aileler de vardır. Hatta günümüzde bu konuyla ilgili olarak “Baba beni okula gönder” kampanyası başlatılmıştır. Ama kırsal kesimdeki okulların bazıları da çok kalabalık olmaktadır. Bu kalabalık okulların yeterli sayıda olmamasından da kaynaklanabilir. Okullar yeterli sayıda olmadığı için bir okula gireceğinden fazla yığılma olabilir. Bu benim ilerki bölümlerde ele alacağım bir konu. Önce küçük okullardaki iletişimden ve öğrencilerin birbirleriyle olan ilişkilerinden bahsetmek istiyorum. Önceki bölümlerde bundan biraz bahsetmiştik ama burada biraz daha detaya girmek istiyorum. Küçük okullardaki öğrencilerin geneli birbirini tanımaktadır. Çünkü gerek sınıf mevcudunun azlığı, gerekse aynı mahallede yada sokakta oturan çocukların aynı okula gitmesi çocukların birbirini tanıma olasılığını artırmaktadır. Şöyle düşünelim; sınıf mevcudu az olan bir okul olsun, bur da herkes birbirini tanısın. Durum böyle olunca da herkes birbiriyle daha rahat paylaşır. Çünkü kalabalık karşısında kendini ifade edemeyen, utangaç çocuklar vardır. Sınıfın az olması bu gibi öğrenciler için iyi bir fırsat olur. Mesela en basit olarak bir gezi düzenlenecek, eğer sınıf mevcudu az olursa çok fazla görüş ayrılıkları ortaya çıkmayacak, toplu karar verilecektir. Ama kalabalık bir okul ve sınıf düşünün her kafadan ayrı bir ses çıkacak, birlikte hareket etmek güçleşecektir. Öğrenci sayısının azlığı ve çokluğu da başarıyı etkileyen faktörlerdendir dedik. Eğer okul mevcudu az olursa başarı daha fazla olabilir. Çünkü öğretmen ayrı ayrı her bir öğrencisiyle ilgilenme fırsatı bulabilir. Bu da başarı seviyesini yükseltebilir. Öğretmen sınıfın geneline hakim olduğu için kimin anlayıp anlamadığını öğrencilerini teker teker gözden geçirerek anlayabilir. Sınıfta da fazla gürültü olmayacağı için okunanı ve söyleneni anlama kalitesi yükselebilir. Bu da başarı durumunu etkileyen faktörlerdedir. Çünkü bir ortamdaki olumsuz uyarıcılar fazla olursa öğrenme de o kadar az olur. Diğer bir hususta küçük okullarda öğrenciler sınıftaki sıralara daha rahat oturma imkanı bulurlar. Yani bir sırada üç kişi oturmak var, bir de iki kişi oturmak var. İki kişi oturanlar sırada daha rahat hareket edeceklerdir. Özellikle yazılması gereken bir konuda defterlerine rahatlıkla yazı yazabilecektir.
Küçük sınıfların diğer bir özelliği de ödev kontrolünün daha iyi bir şekilde yapılmasıdır. Öğretmen bütün öğrencilerin ödevini teker teker kontrol eder ve eksiklerini belirleyebilir. Kimin hangi konuda eksiği var, daha rahat anlayabilir. Öğretmen küçük sınıflarda hakimiyetini daha rahat bir şekilde kurar. Düşünün bir kere. Siz öğretmensiniz ve karşınızda elli kişilik bir öğrenci grubu var. Bir de bunların yaşça küçük olduğunu düşünün. Öndeki öğrenciler sussa bile arkadaki öğrenciler susmaz. Ama bir de yirmi kişilik bir sınıf düşünün. Bunları kontrol altına alıp, derse başlamak daha az zamanda olur. Çünkü sınıf mevcudu az olunca derse başlamak çabuk olur. Ama bu konuyu sadece öğretmen ve öğrenci tarafından düşünmeyelim. Bu konuya yönetim açısından da bakmak gerekir. Acaba şöyle düşünmek yanlış olur mu? Bir okulun sahip olduğu öğrenci sayısı ne kadar az ise, okul yönetiminin işi bu oranda azalıyor. Çünkü okul yönetimi bildiğimiz gibi okulun bütün sorumluluklarını üstüne alıyor. Yine ben kendi hayatımdan örnek vermek istiyorum. Ben liseyi çok kalabalık sınıflarda okudum. Sadece benim sınıfım değil, bütün sınıflar çok kalabalıktı. Tabi öğrenci sayısı çok olunca, okuldaki olaylarda çok oluyordu. Hemen hemen her gün müdür bir olayla ilgileniyordu. Oysaki okulumuz az öğrenciden oluşsaydı bu kadar olay olmazdı.
Yani buradan şöyle bir sonuç çıkabilir. Küçük okullardaki disiplin olayı, büyük okullara göre daha az oranda gerçekleşiyor. Sınıf mevcudu az olunca kişi başına düşen soru cevaplama sayısı daha fazla oluyor. Sınıf az olunca sıra öğrencilere daha çabuk geliyor. Mesela bir matematik dersini düşünün. Öğrenci problemi çözmek için bir kere tahtaya çıkacağına iki kere tahtaya çıkar. Öğrenci en iyi yaparak, yaşayarak öğrendiği için konuyu anlama oranı daha yüksek olur. Okullarda bir takım kurallar vardır. Bunlara okulun düzeninin devam emesi için uyulması gerekmektedir. Bence küçük okullardaki kurallara uyma olasılığı, büyük sınıflara göre daha yüksektir. Büyük okullar kalabalık olacağı için kurallar konusunda kargaşa çıkabilir. Böyle sınıflarda her yapıdan insan bulunacağı için bu kurallara karşı çıkanlar olacaktır. Tabi küçük okullarda da karşı çıkanlar olabilir ama bu sayı büyük okullarda daha fazladır. Küçük okullarda bütün okul birbirini tanıdığı için kurallar konusunda pek sorun çıkmayabilir.
Küçük okulların yararları konusunda da diğer ülkelerde araştırmalar yapılmıştır. Diğer değişkenler sabit tutulmak koşuluyla küçük okulların üstün yönleri 6 madde de toplanmıştır. Yapılan bu araştırmalar yukarıda anlatılanları destekler niteliktedir.
• Küçük okullara devam eden öğrencilerin başarısı, büyük okullara devam edenlere göre daha yüksek bulunmuştur. (Haller 1993; Howley 1993; Howley ve Haung 1991)
• Küçük okullara devam eden öğrencilerin okulu terk etme oranları diğerlerine oranla daha düşük bulunmuştur. (Pittman ve Haughwout, 1978)
• Küçük okullarda şiddet ve güvenlikle ilgili daha düşük düzeyde sorunlara rastlanmıştır. (Garbarino 1978; Haller 1992)
• Küçük okullara devam eden öğrencilerin, kendileri ve okulları hakkında daha olumlu düşündükleri görülmüştür. (Fowler 1992; Howley ve Houng 1991)
• Küçük okullara devam eden öğrencilerin; eğitsel faaliyetlere daha fazla katıldıkları görülmüştür. (Lindsoy 1982 ve 1984)
• Küçük okullar, özellikle alt sosyo- ekonomik gruplar ve öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler için daha iyi sonuçlar vermiştir. (Lee ve Smith 1993)
Küçük okulların yararları olduğu kadar sınırlılıkları da vardır. Küçük okullar zaten sınıf mevcudu az olan okullar olduğu için bir sınıf ortamı oluşturamama söz konusudur. Ben yine kendimden örnek vereyim. Ben Hayat Bilgisi dersinden konu anlatacaktım ve o gün sınıfta on kişiye yakın öğrenci vardı. Ben boş sıralara ders anlatmış oldum. Bir kalabalık sınıfta coşkuyla, öğrencilerin etkin katılımıyla ders anlatmak var, bir de boş sıralara monoton şekilde ders anlatmak var.
Küçük okullar araç- gereç yönünden de yetersiz olabilir, gerekli yardımı görmeyebilirler. Şöyle düşünelim. Ben gittiğim okuldan örnek vermiştim. Bizim evden uzaktı ve yerleşim yerinden de uzak olduğu için öğrencilerin kullanacakları fazla araç- gereç yoktu. Konular bazen yetersiz kalıyordu. Bakın bu konuda da yapılan araştırmalar bize şu sonuçları vermiş.
• Küçük okullarda, imkanların kısıtlı olmasından dolayı öğretmenlerin kendilerini yenilemeleri zor olmaktadır. (Muse; Smith ve Barker, 1987)
• Bu okullarda deneyimi az olan genç öğretmenler görevlendirilmektedir
• Küçük okullar, büyük yerleşim birimlerinden uzaklarda olmalarından dolayı araç- gereç ve diğer imkanlardan yoksun olabilirler
• Küçük okullarda, bazı sınıflarda öğrenci sayısının çok az olma olasılığı nedeniyle sınıf havası oluşturamama söz konusudur

Etiketler: ,,,,,

Kategori: Okulların Fiziki Özellikleri | Yorum yaz »