Kategoriler

Zalimlerin zulmü varsa..

Takvim

Meta

Arşiv

Blogroll

Pir Sultan Abdal

Tarih: 02.08.2009, Ekleyen: admin

pir_sultan_abdalPir Sultan Abdal, 16. yüzyılda yaşamış halk şairi, ozan. Asıl adı Haydar’dır. Yaşamının büyük bölümü Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde geçti. Ölümünün, 1547-1551 ya da 1587-1590 arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor.
Pir Sultan Abdal, halk arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan’dan biridir. Alevi gelenekleri ile dergâh ortamında yetişti. Ana konuları, Deyişler, Nefesler, Hakk sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi, duazimam, ilahi aşk, tasavvuf ve sosyal uyarı niteliğindedir. Bazıları her ne kadar Pir Sultan’ı başkaldıran asi biri olarak gösterse de gerçekte Pir Sultan Abdal’ın yaşadığı Sivas bölgesinde o tarihte hiçbir halk ayaklanmasına rastlanmamaktadır. Dolayısıyla bir derviş olarak toplumu irşat (İlimiyle ve aklıyla toplumu bilgilendirmiştir) etmiştir. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimini Erdebil‘de görmesine rağmen, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı’ndan hiç etkilenmedi.
Pir Sultan Abdal’ın yaşamı üzerine, yazılı kaynaklarda pek bilgi yoktur. Doğum ölüm yılları bile bilinmiyor. Yaşamı üzerine bilgiler, genellikle, kendi şiirlerinden, halk söylentilerinden, kuşaktan kuşağa anlatıla gelen menkıbelerden, bir de yakınlarının ya da başka ozanların onu anlatan şiirlerinden çıkarılır.

Gene de bu yollardan epeyce bilgi edinilmiştir, çünkü Pîr Sultan, bağlandığı tarikatın din anlayışını, dünya görüsünü yansıtmakta ya da derinleştirmek için soyut şiirler yazan bir sanatçı değildir, doğrudan doğruya başından geçenleri, kavgasını, özlemlerini, katlandığı acıları, yaşamının türlü yönlerini yansıtan somut şiirler yazmıştır.

Şiirlerden, halk söylentilerinden çıkarılan bilgilere göre, Pîr Sultan Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Yıldız dağı eteklerinde, Çırçır’a kırk sekiz kilometre uzaklıkta, denizden bin yedi yüz metre yüksekte, çoğu tek katli kerpiç evleri, soğuktan korunmak için yari yari yarıya toprağa gömülü bir köy… ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Kategori: Halk Ozanları, Pir Sultan Abdal | Yorum yaz »

DADALOĞLU

Tarih: 02.08.2009, Ekleyen: admin

dadalogluh_yatiHayatı ve Şiirleri

19′uncu yüzyılda yaşadı. Asıl adı Veli. Türkmen aşıklarının önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasını kullanan Aşık Musa’nın oğlu. Az da olsa eğitim aldı. Avşar beylerinden Küçük Alioğlu ile Kozanoğlu’nun yanında imamlık, katiplik yaptı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı ile savaşlarını yansıtır. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesidir. Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze kadar ulaştı.
Dadaloğlu Osmanlı Devleti’nin Anadolu Türkmenlerini iskân politikasına tepki olarak doğmuş isyanlarda yer aldığı anlaşılan tanınmış bir Halk ozanıdır. 18. yüzyılın son çeyreğinde doğup 19. yüzyılın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklar 1785-1868 tarihlerini göstermektedir. Dadaloğlu, Güney illerinde dolaşan ve Toros dağlarında Kozan, Erzin, Payas yörelerinde yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır.
Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil, sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır. Asıl adı Veli olan ve Türkmen-Avşar aşıklarının önde gelenlerinden biri olan Dadaloğlu, Kul Mustafa mahlasını da kullanan Aşık Musa’nın oğludur. Az da olsa eğitim almıştır. Daha çok Gavurdağı ve Ahır Dağı yörelerinde yaşadı. Çukurova’yı, Toroslar’ı, Orta Anadolu’yu dolaştı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı Devleti ile savaşlarını duru ve yalın bir dille yansıttı. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesiydi. Dadaloğlu Anadolu’nun halk şiiri geleneğine damgasını vurmuş en önemli sanatçılardan biri olmuştur.
Osmanlı Devleti’nin göçebe olan Avşar, Karsantı, Sırkıntı, Bozdoğan, Kırıntı, Berber, Menemenci gibi Türkmen aşiretlerini yerleşik hayata geçirmek için verdiği uğraş, yer yer başkaldırılara ve çatışmalara neden olmuştur. Dadaloğlu’nun şiirleri, yerleşik yaşama geçmek istemeyen Türkmen aşiretlerinin çığlığı ve sözlü tarihi sayılabilir.
Dadaloğlu, asıl ününü kavga türküleri ile yaptı ama duygu ve aşk konularını da aynı başarıyla işledi. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulaştı. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Haşim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Sakaoğlu yayınladı. Diğer 19′uncu Yüzyıl halk ozanlarından iki noktada ayrılır. Kent yaşamından uzak kaldığı için şiirlerinde hep göçerlik ortamını yansıttı. Diğer yandan yine kentte bulunmayışı nedeniyle çağdaşı halk ozanlarında sık rastlanan divan şiirine yakınlık onda hiç görülmez. Karacaoğlan’ın aşk ve doğa şiirlerindeki üstün yeteneği ile, Köroğlu’nun yiğit ve kavgacı anlatımını birleştirir.
Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş Dadaloğlu’nun eserlerinden faydalanmışlardır. Biter Kırşehir’ in Gülleri Biter adlı türkünün söz yazarı olması, mezarının Kaman’ da bulunduğunun bir ispatıdır.

ASLIMI SORARSAN AVŞAR SOYUNDAN

Aslımı sorarsan Avşar soyundan
Ayrı düştüm aşiretten beyimden
Pınarbaşı’ndan da beş yüz evinen
Çıkıp da cana kıyanlardanım

Çekerim çileyi böyl’olsun bugün
Alırım mı sandın şol Kozan Dağın
Biz bir kurt idik de Bozoklu köyün
Ürkütüp sürüsün yiyenlerdenim

Dadaloğlum der de böyle olmazdım
Gördüğüm günlerin birini görmezdim
Kavga kızışınca geri durmazdım
Meydanda kardaşa kıyanlardanım

Etiketler: ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Kategori: Dadaloğlu, GENEL BİLGİLER, Halk Ozanları | Yorum yaz »

1. ÂŞIK VEYSEL (1894-1973 ŞATIROĞLU)

Tarih: 08.05.2008, Ekleyen: admin

·                    Hayatı:

21 Mart 1973’te kaybettiğimiz Âşık Veysel, Karacaoğlan, Âşık Bayburtlu zihni ölçüsünde saz şairlerimizden 20. Yüzyıla gönderilmiş bir temsilci gibidir.

Âşık Veysel, büyük hemşehrisi Pir Sultan Abdal ve çağdaşı Tâlîbî, Ali İzzet gibi Sivaslıdır. Sivas’ın Şarkışla kazası, Sivralan köyünde doğmuş ve orada ölmüştür.

Yedi yaşında, Sivas’ın uğradığı bir çiçek hastalığı salgınında gözlerinin birini kaybeden Veysel, kalan yetmiş iki yıllık ömrünü, dış âlemi görmezlik ve kendi iç aydınlığını çoğaltmakla geçirmiştir. Diğer gözünü ise babasının sebep olduğu kazada kaybetmiştir.

Saz, Veysel için “kerametli alet” idi, Babası Ahmet Ağa da sazın hayranlarından olduğu için görmeyen oğlunu hem çalgı, hem hikmet, hem şiir olan gelenek yadigârı ile avutmaya çalışmıştı. Babasının yoldaşı Çamşıhı köylü Ali Ağa’dan çokça saz dinle yen ve ilk derslerini alan Veysel, 20 yaşlarından itibaren çalıp söylemeye başladı, Saz ile içli dışlı ve sırdaş olarak ona en gizli dileklerini söyledi.

“Ben ölürsem sazım sen kal dünyada Gizli sırlarımı âşikâr etme”

Âşık Veysel, 1933’de yollarda saz çalıp yürüyerek Ankara’ya gelir ve sazı ile gösterdiği başarı ile “ülkü” dergisini yöneten folklorcu, oyun yazarı, şair Ahmet Kutsi Tecer’in dikkatini çeker. Bu şairin desteği ile pek çok şiirler yazmış, yurdu karış karış dolaşmış ve her yanda itibar görmüştür. Son günlerine kadar ve ölümünden sonra hatta hâlâ Veysel’in türküleşmiş şiirleri radyo ve televizyonların vazgeçilmez sanat malzemesi olmuştur.

1972 yılı sonunda ağır hastalığa tutulmuş, bir süre Sivas hasta hanesinde yatmış ve Sivralan köyünde 21 Mart 1973’de vefat etmiştir. Şimdi sesi ve sazı yine radyolardan dinlenebilmekte, şiirleri cilt cilt basılmakta ve kendisi Sivralan köyünde yetiştirmiş olduğu nadide ağaçlar dolu meyve bahçesinin gölgesinde, son uykusunu, milletçe sevilişin huzuru içinde uyumaktadır.

·                    Ebedi Şahsiyeti:

Özel hayatında bahtından, gözünden, eşinden, çocuklarından çektiği bir çok sıkıntılara rağmen, şen, imanlı, deryadil olan Veysel, neşeli fıkralar anlatır. Şakalar yapar ve binlerce yılın yaptığı Anadolu halk adamı şahsiyetini her konuştuğuna kabul ettirirdi. İçi dertli dışı şakacı; susmak bilir, söz bilir; kendisine has üslûbu ile nükteler söyleyen tam bir köylü ârifi idi, iç âlemindeki aydınlık, gözlerinin kararttığı dünyasına meçhul bir ışık serpiştirir, göremediğimiz güzelliklerin hazzını bize sezdirirdi. Çok defa

..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,,,,,,,,,,,,,

Kategori: Aşık Veysel, GENEL BİLGİLER, Halk Ozanları | Yorum yaz »