
Diyabet Tanısında Kullanılan Testler
Günümüzde gerek şeker hastalığının tanısı, gerek insulinle ya da kan şekerini düşürücü ilaçlarla tedavi gören şeker hastalarında kan şekeri dengesinin değerlendirile- bilmesi için çeşitli incelemeler yapılabilir. Bu incelemeler 2 ana gruba ayrılır.
I.3.1- Statik Testler
Kan Şekeri: Kan şekerinin saptanması için toplardamardan; parmak ucu veya kulak memesindeki kılcal damarlardan kan alınır. Kılcal damardan kan alma daha az miktarda kan kullanılmasını ve daha hızlı bir değerlendirme sağlar; kılcal damar kanındaki şeker düzeyi, toplardamar kanındakine oranla biraz yüksek (bazal koşullarda %3-4 mg, şeker yükleme testinde %30-40 mg), plazmada saptanan kan şekerinden biraz düşüktür.
Şeker hastalarında, sağlıklı bireylerden farklı olarak gün boyunca kan şekerinde dalgalanmalar olabilir; en uygun tedaviyi saptamak için kan şeker düzeyinin dikkatle kontrol edilmesi gerekir.
Glukozüri (İdrarda şeker): Normal olarak böbrekteki kılcal damar yumaklarında (glomerül) süzülen glukoz, borucuklardan hemen tümüyle geri emilir. 24 saatlik idrarda 30-40 mg kadar şeker bulunabilir. Kan şekeri %180 mg’ı aştığında idrarda şeker çıkar; bununla birlikte bu değerin bireyden bireye değişebileceği göz önüne alınmalıdır. Bu nedenle kan şekeri %180 mg’ın altında olduğunda da idrarda şeker bulunabilir veya yaşlılarda olduğu gibi, kan şekerinin yüksek olmasına karşın idrarda şeker bulunmaya-bilir.
Ketonüri (İdrarda keton cisimlerinin çıkması): Normal olarak keton cisimleri (aseton, asetoasetik asid ve -hidroksi bütirik asid) idrarda bulunmaz. Yağ yıkımının arttığı durumlarda (uzun süren açlık ya da insulin yetmezliği) idrarda görülür.
İnsulinemi (Kan insulin düzeyi): Kimilerine göre, kandaki insulin düzeyinin saptan-ması, şeker hastalığının tanısı açısından bir önem taşımaz. Tip 1 şeker hastalığında kan insulin düzeyi çok düşük, oysa Tip 2’de normal hatta yüksektir. Sağlıklı bireylerde de gerek bazal koşullarda, gerek şeker yüklemesinden sonra (glukoz tolerans testi), insulin düzeyinde şeker hastalarındaki değişikliklere benzeyen dalgalanmalar saptan-mıştır. Glukoz toleransı azalan kişiler şeker hastalığına daha fazla eğilim gösterir.
Peptid-C: İnsulin vücutta proinsulin olarak yapılır. Bu molekül daha sonra insulin ve peptid-C’ye ayrılır. Her ikiside aynı miktarda salınır, yarı ömürleri benzerdir( insulininki biraz daha uzundur); buna karşılık, insulinin büyük bir bölümü karaciğerde tutulurken, peptid-C idrarla tamamen atılır. Bu nedenle bu molekülün saptanmasıyla pankreasın hücrelerinin salgı gücü kesin olarak değerlendirilebilir. Yalnızca insulin miktarının belirlenmesi kanda insulin karşıtı antikorların bulunduğu durumlarda yanlış değerler vereceğinden, peptid-C’nin de belirlenmesi daha önce insulin tedavisi görenlerde çok önemlidir.
Glukozlu Hemoglobinler: Glukozlu hemoglobin terimi normal insan hemoglobininin glisit köklerine bağlanan fraksiyonları belirtir. Klinik açıdan bu fraksiyonların en önemlisi, sağlıklı bireylerde hemoglobinin yaklaşık %4’ünü oluşturan ve şeker hastalarında 3-4 kat artabilen HbAlc’dir. Glukozlu hemoglobin, kandaki şeker düzeyinin göstergesi olarak kabul edilir; özellikle son araştırmalar bu bileşiğin, testten önceki son 3-4 haftalık kan şekeri düzeyini yansıtabildiğini göstermektedir.
Kandaki glukoz düzeyi ve glukozüriyle birlikte HbAlc düzeyi, şeker hastalarının uzun süreli kontrolünde yararlıdır. Kan şeker düzeyi normale düşürülemeyen şeker hastala-rında yüksek glukozlu hemoglobin değeri, kan şekerini düşürücü tedaviden sonra azalmaktadır. Şeker hastalığının erken tanısında ağızdan yapılan şeker yükleme testiyle birlikte glukozlu hemoglobinin de kullanılması önerilmiştir.
I.3.2- Dinamik Testler
Ağızdan Şeker Yükleme: Ağızdan şeker yükleme testi kandaki şeker düzeyi normal olmayan, buna karşılık klinik belirti vermeyen veya çok az verenlerde şeker hastalığı ya da glukoz intolerans tanısı koymak için çok kullanılır. Son zamanlarda, kısa zamanda yüksek miktarda şeker alınımı normal beslenmeyi yansıtmadığı için, bu testin fizyolojik bir uyarı sağlamadığı ileri sürülmüştür. Ağızdan verilen glukoz bağırsaklardan hızla emilir; kullanılmayan glukoz kandaki şeker düzeyini arttırır ve buna bağlı olarak insulin salgısını uyarır.
Testin standart uygulama yöntemine göre yetişkinlerde, 250-300 ml suda eritilmiş 75 g glukoz 5-10 dakikada verilir.
Çocuklarda doz vücut ağırlığının her kg’ı için 1,75 mg’dır; gebelerde ise 100 mg ile yükleme önerilir. Ağızdan şeker yükleme, sağlıklı dinlenmiş bireylerde en az 10 saatlik açlık döneminden sonra uygulanmalıdır;bu süre 16 saati geçmemelidir ve kişi bir gün önce en az 150 g karbohidrat almış olmalıdır. Değerlendirme için glukoz alımından hemen önce, hemen sonra ve ardından 2 saat içinde her yarım saatte bir toplar-damardan kan alınır. Testten önce ve test sırasında sigara içilmesi ve ilaç alınması sonuçları belirgin ölçüde değiştirebilir; glukoz toleransı azalır. Kandaki şeker düzeyi 50 yaşından sonra her 10 yılda yaklaşık 10 mg artar. Testin gebelik sırasında uygulanması önem taşır; şeker hastalarında düşük, ölü doğum, dölütte yapı bozukluğu gibi tehlikele-rin sağlıklı kadınlara oranla daha yüksek olduğu bilinmektedir. İdrarında şeker bulunan veya eski gebeliği sırasında kendiliğinden düşük yapmış ya da dölütte yapı bozuklukları saptanmış gebelerde test yapılmalıdır.
Ağızdan şeker yükleme testi sırasında, sağlıklı bireylerde ve şeker hastası olmayan şişmanlarda insulin salgılanması hızla yükselir. Tip 1 şeker hastalığı olanlarda yanıt yoktur; oysa Tip 2 şeker hastalığında insulin salgılanmasında gecikme olur.
Toplardamar Yoluyla Şeker Yükleme: Ağızdan şeker yükleme testinde bulantı veya kusma görülebilecek kişilerde , midesi alınmış veya mide-bağırsak hastalığı olanlarda bu yöntem uygulanır.
Şeker damardan verildiğinde, mide ve bağırsaklardaki emilimden, mide-bağırsak enzimlerinden veya vagus siniriyle ilgili etkenlerden etkilenmez. Hasta ağızdan yükleme testinde olduğu gibi hazırlanır. Test, 3 dk içinde toplardamara enjeksiyonla %33’lük eriyikten kilo başına 0,5 g verilmesine dayanır. Sağlıklı bireyde bunun ardından kan şekeri hemen yükselir, hızla insulin salgılanır. Şeker enjeksiyonundan sonra 3,10,20,30, 40,50 ve 60. dakikalarda kan alınarak incelenir.
Tolbutamid Testi: Tolbutamid ilk keşfedilen sülfanilürelerdendir; pankreasın hücrelerindeki insulin salgılanmasını uyarır ve buna bağlı olarak kan şekerinin azalmasını sağlar. Bu test, pankreastaki insulin deposunu değerlendirmek amacıyla kullanılır. Testin uygulanması için damar içine yaklaşık 3 dakikada 1 g tolbutamid enjekte edilir. Kan şekeri ve insulinin saptanması için 3,5,20,30 ve 60. dakikalarda kan alınır. Normal olarak kan şekeri 20. dakikada, 30. dakikadaki kan şekerinden bağımsız olarak bazal değere oranla %80 azalır; bazal kan şekerine oranla 20. dakikada %80’den, 30. dakikada %77’den fazla olursa şeker hastalığı tanısı konabilir. Sağlıklı bireylerde kandaki insulin düzeyi 3-5 dakikalar arasında en yüksek değerdedir; daha sonra 20 dakika içinde bazal değerlere kadar düşer.
I.4- Şeker Hastalığının Belirtileri
• Çok su içme
• Çok idrara çıkma
• İştah fazlalığı
• Halsizlik, yorgunluk
• Görme bozukluğu
• Cinsel yetersizlik
• Kilo düzensizlikleri
• İnfeksiyonlara eğilim
• Ayaklarda, ellerde uyuşukluk ve his kusurları
• Ağızda kuruluk
• Yara iyileşmesinde gecikme
• Deride kaşıntı.
Sık sık idrara çıkma (poliüri) hissi vardır. Çünkü kan şekeri yükseldiğinde böbrekler ememedikleri fazla şekeri atmak için çalışırlar. Genellikle kan glukozu 180 mg’a ulaştığında idrarda glukoz atılmaya başlar (glukozüri). Uzun zamandır şeker hastası olanlarda bu seviye çok daha fazla yükselmeden idrarda glukoz çıkmayabilir. İdrarla atılan şeker beraberinde suyun da atılımını sağlar. böylece oluşan sıvı kaybı ile aşırı susama (polidipsi) hissi oluşur. Bu belirti çoğu zaman hastalar tarafından sadece ağız kuruluğu olarak hissedilir. Bulanık görmede bu susuzluk periodları esnasında gözdeki glukoz ve su seviyelerindeki değişikliğe bağlıdır. Hücreler yakıt maddeleri olan glukozu yeterince alamadıkları için halsizlik ve bitkinlik oluşur. Bu kayıp yakıtı yerine koyabilmek için vücutta biriken yağlar yakılmaya başlar ve kilo kaybı ile birlikte aşırı acıkma hissi oluşur. Yağ hücreleri bozularak ketonlara dönüşür ve bu ketonlar idrarla atılır (ketonüri) . Kan şekeri yükselince deri enfeksiyonlarında artış olur. Şeker bakterilerin üremesi için uygun ortam oluşturur. Yüksek glukoz düzeyleri sinir harabiyetine sebep olarak geceleri ayak ağrıları ve kramplara sebep olabilir.
I.5- Hiperglisemi
Açlık kan şekeri normalde 70-110 mg/dl arasındadır. Kan şekerinin normal değerlerin üzerine çıkması hiperglisemi olarak adlandırılır.
Şeker hastalığının tedavisi için kullanılan ilaçları veya insulini gerektiği kadar almama veya düzenli kullanmama, diğer hastalıkların seyrinde (infeksiyon hastalıkları, iltihaplanma, soğuk algınlığı ), diete uymama, her zaman yapılan egzersizi yapmama, şeker yükselten ilaçların kullanımı (kortizol içeren ilaçlar), almakta olunan tedavinin yeterli gelmemesi (haplardan insuline geçmek gerekiyorsa) kan şekerini yükseltir.
Kan şekeri yükselmesinin belirtileri ise; her zamankinden daha fazla susama ve su içme, her zamankinden daha fazla acıkma ve yemek yeme, çok sık idrar yapma, gece sık olarak idrar yapmak için uykudan uyanma, ciltte kuruma, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme ve yaraların geç iyileşmesidir.
I.6- Hipoglisemi
Kan şekerinin normal değerlerin altına düşmesidir. Başka sağlık problemi olmayan diyabetikler için kan şekerinin 70 mg/dl’nin altına inmesidir. Kan şekerinin hedef kan şekerleri değerlerinin altına inmesi arzu edilmez.
Hipoglisemi, insulin veya şeker düşürücü hapların dozlarının fazla uygulanmasına , düzenli olarak alınması gereken öğünlerin yeterince veya hiç alınmamasına, egzersiz sırasında ve sonrasında yapılan egzersizin arttırdığı enerji ihtiyacını dengeleyecek kadar ek gıda alınmamasına, ishal veya diğer eşlik eden besinlerin bağırsaktan emilmesini azaltan sağlık problemlerine bağlı olarak ortaya çıkabilir.
Sinirlilik, titreme, yorgunluk, açlık hissi, soğuk terleme, baş ağrısı, bulanık görme, çarpıntı gibi hasta tarafından farkedilebilecek belirtilerin yanısıra; huzursuzluk, karakter değişiklikleri, dalgınlık, solukluk, saçma konuşmalar, uyku hali, uykudan uyandırılama-ma, bayılma gibi çevredeki diğer insanlar tarafından farkedilebilecek belirtileri vardır.
Basit şeker düşmelerinde 10-20 g karbohidrat içeren besin almak gereklidir. Glukagon kan şekerini yükselten bir hormondur.