Tarih: 11.07.2010, Ekleyen: admin
TÜRKLERDE MEZAR TAŞLARI
Ziyaret olunan yer manasında olan , ölü gömülen ve üzeri bina ile örtülmemiş çukura mezar , kabirdenilmesi, üstü yapılan müslüman kabirlerine türbe adı varilmesine , bu üstüne bina yapılmamış mezarların baş ve ayak uçlarına taş ve heykeller dikildiği görülmektedir.
Eski Yunanlılar ve Romalılarda ve diğer toplumlarda bu maksatla mezarlar, mezar binaları, anıtlara ait bilgiler mevcuttur. Türbeler ve mezar abideleri sanat tarihi bakımından , kurganlar, yer altı mezar mağraları, ehramlar, mozaleler, mezar abideleri , mahsen mezarlar gibişeylerdir. Dinler tarihi bakımından da önemli olan mezar, mezar taşları , türbe ve mezar anıtları geniş bir inceleme konusu olmaktadır.
Bilhassa Göktürklerde hakan veya kahramanların , ünlü kişilerin mezarları üzerine “ öldürdükleri düşmanları” temsil eden heykel veya taşları diktikleri , eğer taş bulamazlarsa ağaçtan yapılmış heykel veya kazıları bu maksatla kullandıkları ve bu şekilde dikilen taşlara Balbal denildiği ileri sürülmektedir. Bu Balbal ve Balbal dikme adeti “Eski Türk Yazıtları” arasında Kül Tegin yazıtının Cenup Bilge Han yazıtının doğu tarafında yer almaktadır. Balbal dikme itikatının , Türklerin öldükten sonra öbür dünyada da haayatın mevcut olduğu ve insanın ölünce öbür dünyaya göç ettiğine, ölünün öbür dünyada herşeye ihtiyacı olacağından eşyaların mezara konmasına inanılırdı.
Öldürülen düşmanlar için , kahramanın mezarı üzerine sembol mahiyetinde bir sıra taşlar konulduğu , ayrıca ünlü kahramanların mezaeına adeta bir mezar taşı gibi heykel dikildiği görüşü de bulunmaktadır. Aslında Balbal heykl değildfir. Sadece öldürülen düşmanlar için dikilmiş taşlardır. Resimli lanlar ise gömülen Türkleri temsil eder. Mezar üstünde birçok taş bulunurdu. Bu Balbal benzeri taş dikme adet ve inancının Asya’nın doğusundan Avrupa’nın batısına kadar hatta İspanya’ya kadar yayıldığı Göktürklerin koydukları Balbal adına karşılık , Mezapotamya’da Sümerlere ait Ur Kıral mezarlarına rastlandığı , böylece gerek coğrafi bakımdan gerek zaman bakımından genişlik ve derinlik gösterdiği anlaşılmaktadır.
BAZI MEZAR TAŞLARI
Mezar taşları olarak baş ve ayak ucunda dikilen veya sandukalı mezarlarda;
1- Baş ucu taşı (Baş Şahidesi)
2- Ayak ucu taşı (Ayak Şahidesi)
3- Yanlardaki taşlar
Özel bir itina ile yapılmakta ve böylece ölen insanların unutulmaması için öteden beri taşcılık , taş işçiliği ve süsleme halinde devam etmektedir. Mezar taşının üzerinde ekseriya çiçek dikmeye mahsus , toprağa kadar giden bir delikle , kuşların toplanan yağmur sularını içebilmeleri için yan yuvarlak ve yürek biçiminde çukurlar bırakılmıştır. Ayrıca bu ölümünde bile iyilik yapmak istediğinin tabiatı sevmesinin en canlı delili olarak da görülmektedir.
Mezar taşlarında sanat özellikleri , tarihi bilgi, kültür, folklor, dinle ilgili husular, şekiller, resimler, meslekler, teşkşlatlar, dualar… görülür. Dini mimari bakımından önem arzeden mezar taşlarında tarih boyunca her hususta değişiklikler olmuştur.
Hayvan sevgisi, bilhassa atlara karşı “ata ait mezar taşları mezar kitabesi” ve mezar atşı bulunduğu gibi hançer , kandil, şamdan, çengel , kalkan , tulumba ve muhtelif dini semboller pek fazladır.
Ayrıca mezar taşlarında nebati süslemelerde sap, yaprak, başak veya yemiş ; yemişlerden Türklerde “ayva, nar, incir”, çiçeklerden ise lale, karanfil, sümbül, nar çiçeği, haşkaş ömemlidir. Mezar taşlarında taş işçiliği , yazı , süsleme sanatları , kıyafet , tarih ve dini tarih önemlidir. Mezar taşları mezarın yerini ve kime ait olduğunu belirtmesi bakımından önemlidir. Bazı mezar taşlarında sembolil manalar ifade eden bir takım figürler bulunur. Örneğin Anadolu’da Akkoyunlu ve Karakoyunluların hakim olduğu bölgelerde koyun ve daha az sayıda olmak üzere at heykeli , hatta insan şeklinde mezar taşları da mevcuttur. Ahlat mezar taşları , teyzine hale sokulmuş ejder motifleriyle dikkati çekmektedir. Bazı taşlarda bu ejder motifleri tamamen teyzine birer kemer şeklinde stilize edilmektedir.
Ayrıca bunların dışında şamdan veya asma kandil motifleri işlenmiştir. Türbelerde çift başlı kartallar görülmektedir. Türk tarihi içinde kuş resimleri , hayvan figürleri ve adlarının bulunduğu da bilinmektedir.
Etiketler: Arkeoloji,Arkeolojik Motifler,Arkeolojik Motifler ve manaları,Ayak ucu taşı,Balbal,Baş ucu taşı,Cenup Bilge Han,Coğrafya,Define Motifleri,Defineciler,Defineciler.com,Defineler,Ehram,Ehramlar,Eski Türk Yazıtları,Göktürkler,Kül Tegin,Kurgan,Kurganlar,Mezar Abideleri,Mezar İşaretleri,Mezarlar,Mozaleler,Roma,Romalılar,Sanat Tarihi,Tarihi Eserler,Yunanistan,Yunanlılar
Kategori: Arkeoloji, Türklerde Mezarlar | Yorum yaz »
Tarih: 28.08.2009, Ekleyen: admin
Arkeolojinin Tanımı:
a.Kelime Anlamı:
Arkhaio: eski (yunanca)
logos: bilim (yunanca)
Arkeloji kelimesi bu iki kelimenin birleşiminden oluşmuştur. Yani kelime manası ile eskinin bilimidir. Arkeolog terimi M.S.’nin ilk yüzyıllarına kadar Yunanistan’da sahnede dramatik mimiklerle eski efsanleri canlandıran aktörler için kullanılıyordu. Bugünkü anlamını ise 17. yüzyılda yaşamış bir doktor ve Lyons antikaları uzamanı olan Jacques Spon tarafından kazandırılmıştır.
b.Kavram olarak Arkeoloji:
Geçmişte yaşayan insanların elinden çıkan, yarattığı her türlü eseri keşfeden, bilimsel yöntemlerle ortaya çıkaran, inceleyen bilim dalı. Tarihteki eksik noktalar, biinmeyenler yine arkeloji tarafıdan ortaya çıkarılır.
Arkeoloji birçok bilimle işbirliği içinde çalışmaktadır. Bunların başında tarih ve sanat tarihi gelir. Bunlar dışında da jeomorfoloji, kronoloji, staitigrafi , antropoloji, botanik ve nümizmatiği sayabiliriz.
c.Diğer tanımlar ve yorumlar:
İnsanın geçmişini geride bıraktığı maddi kültür belgelerine dayanarak inceleyen bilim dalı. Maddi kültür belgesi, uygarlık tarihinin başlangıcından, yani insanoğlunun ilk aleti yarattığı andan bu güne değin, gene insanın yaptığı ya da doğada bulduğu biçimi ile kendi gereksinimleri için kullandığı gereçlerin tümüdür. (Ana Britannica)
Madde kültür varlıklarını estetik kaygılardan uzak olarak inceler. Sadece sanat eserleri değil edebiyat dışındaki tüm kültür varlıklarını inceler. (Prof. Dr. Orhan Bingöl)
Eski medeniyetleri maddi kalıntıları yolu ile inceleyen bir ilimdir. Eski çağlardan zamanımıza kalmış her eserin incelenmesi arkelojinin içine girer. Somut kalıntılardan dolayı arkeloji geçmişteki insan emeği olarak da tarif edilebilir. Arkeoloji bir takım yardımcı bilim kollarından da yararlanır. (Secda Satuk)
Arkeolojinin geçmişinde olagelmiş her şeyin yüzde 99,99′dan fazlasında, herhangi bir tür kanıt varlığını bir saniyeden fazla sürdürememiştir. Yine de geriye kalan sayısız örnek arasında kanıt yüzdenin milyonda birinin sadece küçücük bir kesitinde varlığını devam ettirir. Ve yine, arkeoloji tarafından daha küçük bir bölümü yeniden eski haline kavuşturulan bu kesitin de, daha küçük bir kısmı doğru olarak yorumlanabilmiştir. (Robert Bednarik)
Arkeoloji sonsuz bir arayıştır, asla bir sonuç olamaz; gerçek bir varış noktası olmayan edebi bir yolculuktur. Her şey deneme aşamasındadır ve hiçbir şey nihayetine ulaşmamıştır. (Paul Bahn)
Toprağın üstündekilere ne kadar sahip çıkıyorsak, toprağın altındakilere de o kadar sahip çıkmalıyız (Mustafa Kemal Atatürk)
Kaynakça:
Bahn, Paul : Arkeoloji’nin ABC’si , Kabalcı Yayınevi, İstanbul 1999
Akurgal, Ekrem : Anadolu Uygarlıkları , Net turistik Yayınlar, 6.Baskı, 1998
Saltuk , Secda : Arkeoloji Sözlüğü , İnkılap Kitapevi , İstanbul 1997
Lloyd Seton : The Art of the Ancient Near East , Thames And Hudson, 1961 Great Britain
Ana Britannica : Cilt 2 , 1986
Etiketler: Ana Britannica,Antropoloji,Arkeolog,Arkeolojinin Tanımı,Arkhaio,Bilim,Jacques Spon,jeomorfoloji,kronoloji,Logos,Lyons,Mustafa Kemal Atatürk,Orhan Bingöl,Paul Bahn,Robert Bednarik,Secda Satuk,staitigrafi,Yunan Efsanesi,Yunanistan
Kategori: Arkeoloji | Yorum yaz »