“Siyonizmin sanıldığının aksine 19. yüzyılın sonlarında gündeme gelmiş bir fikir değildir. Muharref Tevrat’ta “Dünya Krallığı” nın merkezi haline gelecek bir Yahudi Devleti’nin kurulacağından bahsedilir. Dolayısıyla bir kısım Yahudiler tarafından benimsenen Siyonizm’in tarihi Tevrat kadar eskidir. Siyonizm’in vazgeçilmez hedefi olan bu Devletin sınırları Tevrat’ta şöyle tarif ediliyor: “Ayak tabanınızın bastığı her yer sizin olacak.” (Tekvin bölümü)
Bazı Yahudiler kendilerine vaad edildiğine inandıkları bu topraklara kavuşmak amacıyla, ilk resmi adımı 29 Ağustos 1897’de Basel’de birinci Siyonist Kongre’yi düzenleyerek attılar Siyonizm’in vaad edilmiş toprakları; Teodor herzi, başkan ağını yaptığı bu kongrede kuracakları Yahudi Devleti’nin sınırlarını şöyle açıklıyordu: Kuzey sınırlarımız Kapadokya’daki (Orta Anadolu) dağlara kadar dayanır. Güneyde’de Süveyş kanalına. Siogammız Davud ile Süleyman’ın Filistin’i olacaktır.”
“Hz. Davud’un soyundan gelecek Mesih, Romalılar tarafından dünyanın dört bir yanına dağıtılan Yahudileri vaad edilmiş topraklarda (Arz-ı Mevud) yeniden toplayacaktır. Süleyman mabedini tekrar inşa ettikten sonra Musevilerin huzur ve güven içinde yaşayacakları Tanrı Krallığını kuracaktır. Diaspora’daki (sürgündeki) Yahudilerin hayallerini süsleyen bu özlem (Siona’a geri dönme ideali) yeni olmayıp kökleri asırlar öncesine dayanmaktadır. Modern bir feomen olan siyasi Siyonizm’den tek farkı ise bu geri dönüşün bir Mesih önderliğinde olmasıdır. Siyonizm’in temelinde Arz-ı Mev’ud yani vaad edilmiş topraklar inancı yatar. Yahudiler güneyse Kızıldeniz’den, Kuzeyde Fırat’a, Batı’da Akdeniz’den, Doğu’da Ölüdeniz’e kadar uzanan toprakların Tanrı tarafından ebediyen kendilerine verildiğine inanırlar. Temellerini Tevrat’tan alan bu sınırlar hangi görüşten olursa olsun tüm Yahudilerin hayallerini süslemektedir. Arz- ı Mev’ud’a duyulan bu özlem onunla ilintili olarak gelişen Mesih inancını da besler.”