Kategoriler

Zalimlerin zulmü varsa..

Takvim

Meta

Arşiv

Blogroll

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ’NDE FINDIK EKONOMİSİ

Tarih: 28.02.2009, Ekleyen: admin

Doç. Dr. Metin BERBER
KTÜ-İİBF Öğretim Üyesi
1.Türkiye’de Fındık Üretimi
1.1.Türkiye’de Fındık Üretim Alanları

Fındık, bitkiler aleminde Fagales takımının Betulaceae familyası içinde yer alan Corylus cinsine ait sert kabuklu bir meyvedir.Yabani türleri, kuzey yarım kürede Japonya’dan Kuzey Amerika’ya kadar uzanan ılıman iklim kuşağında yetişir. Kültür türleri ise, Artvin’den Kırklareli’ne kadar uzanan Anadolu’nun kuzey kıyılarında üretilmektedir.

Bu özelliğine rağmen, Türkiye’de fındık üretimi, en uygun ekolojik koşullara sahip doğal yayılma olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yoğunlaşmıştır. Ancak, yüksek destekleme alımları, bölgeden göç edenlerin fındık üretim düşüncesini de beraberinde götürmeleri gibi ana etkenler ve diğer yan etkenler nedeniyle, fındık üretim alanlarında zamanla genişlemeler olmuştur. Bugün Türkiye’de fındık üretim alanları esas olarak şu şekilde ayırıma tabi tutulmaktadır;
I.Standart bölge; Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu illerini kapsamakta olup, fındık üretimi yönünden en önemli bölge olarak kabul görmektedir.
II.Standart bölge; Samsun, Sinop, Kastamonu, Zonguldak, Bolu, Sakarya ve Kocaeli illerini kapsamaktadır.
III.Standart bölge (çerezlik bölge); Bursa, İstanbul, Kütahya, Denizli, Isparta, Konya, Bilecik, Elazığ, Çanakkale, Diyarbakır, İçel, Kayseri, Maraş ve Tokat illerini kapsamaktadır.
I. ve II. Standart bölgede fındık ticari mal niteliğinde olup üretim pazar için yapılıyorken, III.standart bölgede fındığın ekonomik önemi olmayıp üretim, öz tüketim amacıyla gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle fındıkla ilgili analizlerde III.Standart bölge inceleme dışı bırakılmıştır.
Türkiye’de fındık üretim alanları özellikle 1960′lı yıllardan sonra sürekli olarak artış göstermiştir. 1960-1995 dönemini kapsayan 35 yıllık süreçte Türkiye’de toplam fındık üretim alanları %128 oranında artış göstererek 229 bin hektardan 500 bin hektara çıkmıştır. Ancak, üretim alanlarındaki genişlemeler dönemler itibariyle farklılık arz etmektedir. 1960-69 döneminde üretim alanlarındaki artış oranı %20 iken 1970-79 döneminde bu oran %37′ye yükselmiştir. 1980 yılından sonra ise üretim alanlarındaki artış hızı düşme eğilimine girmiştir.
Türkiye’de fındık üretim alanlarındaki artışlar incelenirken üzerinde durulması gereken ve önem arz eden esas nokta, bölgeler itibariyle artış trendinin incelenmesidir. 35 yıllık süreçte I.standart bölgede de üretim alanı %72′lik artışla 203 bin hektardan 350 bin hektara çıkmıştır. Aynı dönemde II.standart bölgedeki artış ise %475 oranında olup üretim alanı 26 bin hektardan 149 bin hektara yükselmiştir. 1960 yılından üretim alanlarının dağılımı %89 I.standart bölge, %11 II.standart bölge şeklinde iken, 1995 yılında bu oran sırasıyla %70 ve %30 düzeyinde gerçekleşmiştir.
Her iki bölgede de önce meyilli arazilerde başlayan üretim, zamanla az meyilli ve düz olan taban arazilere yayılmıştır. Üretimin taban arazilerde yaygınlık kazanması, verim konusunda pozitif etkide bulunurken, kalite konusunda negatif etki yapmıştır. Özellikle, üretim alanlarının II.standart bölgede yayılması kalitenin düşmesinde en önemli etken kabul edilmektedir. Bunun nedeni ise yeni kurulan bahçelerde dikim esnasında çeşit seçimine dikkat edilmemesi ve genellikle düşük kalitedeki fındık çeşidi dikilmesidir. Oysa, tombul ve foşa gibi üstün kaliteli fındık çeşitleriyle bahçe tesis edilmesi kalitenin bozulmasını önemli oranda önleyebilirdi.

I.Standart bölgede alan genişlemesi maksimum düzeye ulaştığından gelecek dönemlerde önemli oranda bir artış beklenmemektedir. Hatta bazı yörelerde (Rize, Artvin) çay tarımının fındığa tercih edildiği dikkate alınırsa, fındık alanlarında azalmanın olması da ihtimal dahilindedir. Bunun yanında II.standart bölgede fındık üretim alanları giderek genişlemektedir. Bu genişleme bir taraftan alternatif ürünlerin üretim alanlarını daraltırken, diğer taraftan üretim miktarında büyük artışlara neden olmaktadır.

Fındık üretiminin verimin yüksek, ancak kalitenin düşük olduğu bölgelerde hızla artması, fındıkta ve alternatif ürünlerde izlenilen fiyat politikalarıyla yakından ilişkilidir. Fındıkta destekleme fiyat politikası ile üretimin özendirilmesi özellikle 1970-80 döneminde üretim alanlarında büyük oranlı artışlara neden olmuştur.

Destekleme fiyat politikası ile ulaşılmak istenen hedef, özellikle kaliteli fındığın yetişme ekolojisine sahip ve tek ürüne bağımlı bulunan klasik fındık bölgesindeki (Trabzon, Giresun, Ordu) fındık tarımını özendirmekti. Bunun yanı sıra, geçimi yalnızca fındık tarımına dayalı olan yüz binlerce ailenin refah seviyesinin yükseltilmesi ve meyilli arazi yapısına sahip olan bölgede yağmur erozyonunun neden olduğu toprak kaybının, fındık ağacı köklerinin anti-erezyonik özelliğinden yararlanılarak önlenmesi de uygulanan politikaların gözettiği diğer hedefler arasındaydı.

Ancak, destekleme politikaları neticesinde bugün ulaşılan nokta, amaçlanan hedeflerle ulaşılan sonuçların çok farklı olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. İzlenen yüksek fiyat politikası üretim alanlarının yalnızca amaçlanan klasik bölgede değil, aksine bu bölgenin dışındaki alanlarda büyük yayılma göstermesine neden olmuştur. Önce, Samsun’un Terme ve Çarşamba ovaları daha sonra da Türkiye’nin en verimli ovaları arasında olan Bafra ve Sakarya ovaları fındık üretim alanı haline gelmiştir.

İstenilmeyen yönde ortaya çıkan bu gelişme 1980′li yılların başında fındık üretimi ve üretim alanlarının kontrol altına alınması zorunluluğunu gündeme getirmiştir. Bu amaçla ilk kez 1983 yılında 2844 sayılı “Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi” hakkındaki kanun kabul edilmiştir. Ancak, bu kanunun uygulamaya, konuluşu 1989 yılında gerçekleştirilebilmiştir. Kanuna göre, fındık üretim alanlarının genişletilmesi izne bağlı tutulmuş ve denetimi de İl Tarım Müdürlükleri’ne bırakılmıştır. Ancak mevcut durum, bu kanunun bekleneni veremediğini ve fındık üretim alanlarında artışın devam ettiğini göstermektedir. Ancak 1980 yılından sonra izlenilen fiyat politikası, bu olumsuz gelişmenin hızını önceki dönemlere göre önemli oranda azaltmıştır. Bu gelişmeden ise, daha çok kaliteli fındık üretimine uygun yörelerin üreticileri zarar görmüştür.

1.2.Türkiye’de Fındık Üretim Miktarları

Türkiye’de fındık üretimindeki gelişmeler, üretim alanlarındaki gelişmelerle paralellik arz etmektedir. Ancak, üretim miktarlarında, alanlardaki gibi istikrarlı bir artış söz konusu olmayıp, yıllar itibariyle büyük oranlarda dalgalanmaların olduğu dikkat çekmektedir. Bu dalgalanmaların oluşumunda; fındık çeşitlerimize özgü bir periyodisite eğilimi olmasının yanı sıra, girdi fiyatlarındaki değişimler, girdi kullanım miktarlarındaki değişiklikler, zirai mücadelede ve bakım usullerindeki tercih değişiklikleri, bol ürün yıllarında yorgun düşen toprağın veriminin azalması ve en önemlisi iklim koşullarının etkisi vardır [Çetiner, 1990, ss.51-68]. Nitekim, olumsuz iklim koşullarının yaşandığı 1960,1965, 1967, 1971, 1982, 1985 ve 1987 yıllarında elde edilen ürün miktarının diğer yıllara oranla düşük oluşu bu görüşü doğrular niteliktedir [Hacıibrahimoğlu, 1992, s.18].
Fındık üretim alanları ve miktarlarının 35 yıllık gelişim trendleri karşılaştırıldığında, üretim miktarlarındaki artış oranlarının yüksekliği göze çarpmaktadır. Üretim miktarındaki bu göreli artış 3 nedenden kaynaklanmaktadır; Birincisi, destekleme politikalarının etkisiyle verimli taban arazilerin üretime açılmasıdır. İkinci neden, yeni dikim alanların etkisiyle ortaya çıkan gençlik faktörüdür. Bugün üretim alanı içinde genç bahçelerin oranının %45-50 olduğu tahmin edilmektedir. Üçüncü neden ise, 1960′lı yılların ortalarında başlatılan yoğun gübre kullanım kampanyasıdır. Üretim miktarında yıllar itibariyle yaşanan istikrarsızlıkların etkisini minimuma indirgemek amacıyla miktar analizlerinin 10 yıllık dönemlerin ortalamaları dikkate alınarak yapılmasında fayda vardır.
1970-79 döneminde, bir öncekine oranla üretim % 119 oranında artış göstermiştir. Bu dönemde üretim alanlarındaki artış %35-40 düzeyinde olmuştur. Bundan sonraki dönemlerde ise üretimdeki artış oranlarında düşmelerin olduğu gözlenmektedir. 1980-89 döneminde üretimdeki artış bir öncekine oranla %24.5 düzeyinde gerçekleşirken, bu dönemdeki üretim alanları artışı ise %10-15 düzeyinde kalmıştır.

Üretim miktarlarının bölgeler arasındaki yüzde dağılımı ise II.standart bölge lehine gelişme göstermiştir. 1960′lı yıllarda %80 I.standart bölge, %20 II.standart bölge alan dağılım yüzdesi 1990′lı yıllarda sırasıyla %70 ve %30 olarak gerçekleşmiştir. Fındık üretim miktarlarının bölgeler arasındaki yüzde dağılımı, üretim alanlarının yüzde dağılımı ile paralellik arzetmektedir.

Etiketler: ,,,

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »

Karadeniz Bölgesi Ve Özellikleri

Tarih: 28.02.2009, Ekleyen: admin

KARADENİZ BÖLGESİNİN EKONOMİK ÖZELLİKLERİ
VE TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ
Tarım
Bölge ikliminin nemli olması, kıyıda yaz mevsiminin yağışlı geçmesi, buğday arpa gibi tahıl tarımını engellemiştir. Bol neme gereksinim duyan tarım ürünlerini yaygınlaştırmıştır. Tarım arazileri parçalı ve dar olup, genellikle eğimli arazilerdir. Bu durum tarımda makine kullanımını engellemiştir. Doğu Karadeniz kıyılarında bahçe tarımı yaygındır.
Tarım Ürünleri ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,,,

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »

Döviz ve Dövizle İlgili Herşey

Tarih: 28.02.2009, Ekleyen: admin

Döviz Kuru Nedir?
Döviz kuru, bir ülkenin yerli piyasası ile yabancı paralar arasında kurulan aritmetik ilişkidir.
Dış Borçlanma Nedir?
Dış borçlanma, fon fazlası bulunan ekonomilerden fon açığı bulunan ülkelere yönelik akımlardır.
Dış Borçlanma – Ülkeler İlişkisi
a-) Kendi parası cinsinden dış borçlanma yapanlar
b-) Yabancı para cinsinden dış borçlanma yapanlar (Türkiye)
Borcun Finansmanı Nasıl Sağlanır?
a-) Vergilerle
b-) Para Basarak
c-) Borçla borcu ödeyerek ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »

Üniter Devlet ve Federal Devlet Karşılaştırması

Tarih: 28.02.2009, Ekleyen: admin

“Üniter devlete “tek devlet” ya da “basit devlet” denir. Üniter devlet, devletin; ülke millet ve egemenlik unsurları yanında yasama, yürütme ve yargı organları bakımından teklik özelliği gösteren şeklidir. Devletin unsurlarında ve organlarında teklik özelliği ile tanımlanır.
Buradan hareketle üniter devlette tek ülke, tek millet ve tek egemenlik vardır denilebilir. Devleti oluşturan bu unsurlar tek ve bölünmez bir bütündür. Üniter devlet kendi içersinde bir takım idari bölümlere ayrılır ancak bunların sadece idari yetkileri vardır yasama, yürütme ve yargı yetkileri yoktur. Bu idari birimlerin hepsi aynı egemenliğe tabidir ve hepsinde aynı hukuk düzeni uygulanır. ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,,

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »

MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ (İstanbul, 1890 – İstanbul, 1966)

Tarih: 27.02.2009, Ekleyen: admin

MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ (İstanbul, 1890 – İstanbul, 1966)
Edebiyat tarihi ve edebi araştırmalar alanında çığır açan ve hala bu sahanın sanatçı ve öncüsü konumunu koruyan, büyük Türk tarihçisi ve siyaset adamı Fuat Köprülü, 4 Aralık 1890’da İstanbul’da doğdu. Babası Köprü1ü soyundan, Beyoğlu II. Ceza Başkatibi İsmail Faiz Bey, annesi İslimiye’li Arif Hikmet Bey’in kızı Hatice Hanım’dır.
Ayasofya Rüştiyesi’ni ve Mercan İdadisi’ni bitiren Mehmet Fuat Köprülü, üç yıl İstanbul Hukuk Mektebi’ne devam etti. Buradan ayrılarak Edebiyat, Tarih ve Felsefe alanlarında özel olarak çalışmaya başladı. İstanbul’da çeşitli İdadi ve Sultanilerde Edebiyat öğretmenliği yaptı. 23 yaşında İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesi Profesörlüğüne tayin oldu. Ayrıca Mülkiye Mektebi’nde Siyasi Tarih ve Türkiye Tarihi, İlahiyat Fakültesi’nde Türk Din Tarihi, Sanayii Nefıse Mektebi’nde (Güzel Sanatlar Akademisi) Medeniyet Tarihi Dersleri okuttu. ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,

Kategori: Edebi Şahsiyetler | Yorum yaz »

Teokratik Devlet ve Laik Devlet Karşılaştırması

Tarih: 27.02.2009, Ekleyen: admin

Devlet din ile olan ilişkisine dayalı yönetim yapısı olarak ikiye ayrılır. Bunlar teokratik ve laik devlettir. Bu devlet yapılarından teokratik devletin anlaşılabilmesi için öncelikle “teokrasi” kelimesinin anlamını bilmek gerekmektedir. Teokrasi köken olarak Yunanca bir kelimedir. İki parçadan meydana gelir. Birincisi Theo; ilah, ikincisi kratos ise kuvvet, güç demektir.
Bu verilerden yola çıkılırsa teokrasinin ilahi güce dayalı bir yönetim şekli olduğu anlaşılır. Teokratik devlet için de din ile devlet işlerinin birbirinden ayrı olmadığı sonucu çıkarılabilir. Bu yönetim şeklinde devletin başında bulunanlar kendilerini ya ilah sayarlar ya da ilahların temsilcileri olarak görürler.
Bu tür bir devlet yönetiminde yönetici sınıf din adamlarından meydana gelir ve kararlar dini hükümlere aykırı düşmeyecek şekilde alınır. Vatikan bu devlet biçimine örnek olarak gösterilebilir. ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »

Devlet Nedir?

Tarih: 27.02.2009, Ekleyen: admin

Devletin ne olduğu konusunda ve nasıl ortaya çıktığı konusunda çeşitli kaynaklarda farklı görüşlere yer verilmiştir. Devletin tanımını yapabilmek için bu görüşlerin ortak noktasını bulmak ve ona göre hüküm vermek gerekir.
İnsanların bir arada yaşamaktan kaynaklanan sorunlarını çözmek için devletin icat edildiğini veya kendiliğinden bir süreç içinde evrimle ortaya çıktığını savunanların yanında, onun kökenini, insanlar arasındaki çatışma potansiyelinde arayanlarda vardır. Yine devleti, ilâhi iradenin ürünü olarak görenlerin yanında, insanlığın veya evrensel aklın gelişiminde ulaşılan en yüce kurum olarak alkışlayanlarda mevcuttur. (Türköne, 2003:72) ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,

Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »

Kısa Kısa Edebiyatçılarımız ve Felsefeleri

Tarih: 27.02.2009, Ekleyen: admin

UNUTULMAYAN EDEBİYATÇILARIMIZ
Mehmet Nuri YARDIM
Sayfa sayısı : 286
Baskı : Aralık- 2004 / İstanbul
Nesil Yayınları
Mehmet Nuri Yardım’ın Biyografisi
23 Nisan 1960 tarihinde Siirt’te dünyaya gelen yazar 1985’te İ.Ü Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Gazeteci, yazar ve edebiyat araştırıcısı olan Yardım 1980’de Köprü dergisinin Menkıbe Yarışması’nda “Hasiye Nine” isimli yazısıyla birincilik ödülü kazandı 1979 yılında gazetecilik mesleğine atılan Yardım; Yeni Asya, Doğuş, Tercüman, Türkiye, Hürriyet, Zaman Gazete, Haber Fatih, Orta Doğu gibi gazetelerde kültür-sanat sayfaları hazırladı. 1994 yılında Türkiye Çocuk dergisinin haber müdürü oldu. ..devamını oku »

Etiketler: ,,,,,,

Kategori: Edebi Şahsiyetler | Yorum yaz »