Kategoriler Zalimlerin zulmü varsa.. MAZLUMUN ALLAHI VARDIR
SİZ DE MAZLUMLARA RABBİMİZİN UZANAN BİR ELİ OLMAK İSTEMEZ MİSİNİZ???
Takvim MetaArşivBlogroll
|
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
A- Kültür Değişmeleri ve Sosyal Değişme Kavramları
Kültür, süreklilik esasına dayanan ve belirli bir geleneğe sahip olan bir kavramdır. Kültür unsurları belli bir kişinin yada topluluğun hayatıyla sınırlı olmadığı için zaman içinde değişerek “yenilenmekte” yenilenerek değişmektedir. Kültürün temel öğelerinden bir kısmı, çok uzun geçmişe sahip olmasına rağmen, fazla bir değişime uğramamıştır. Ancak, kültürün özellikle maddi kısmını oluşturan unsurlarda büyük değişmeler meydana gelmektedir. Kültür değişmeleri kimi unsurlarda çok yavaş kimilerinde çok hızlıdır.
Bir toplumun genel olarak yaşama tarzında, daha önceki kültür unsurlarına göre meydana gelen farklılaşmalara sosyal değişme denir. Malinowski kültür değişmelerini şöyle tanımlar “Kültür değişmeleri, bir toplumun mevcut düzenini, yani sosyal, maddi ve manevi medeniyetini bir tipten başka bir tipe çeviren bir süreçtir. Böylece, kültür değişmeleri bir toplumun siyasi yapısında, idari kurumlarında toprağa yerleşme ve iskan tarzında, inanç ve kanaatlerinde, sosyal ekonominin dayandığı tüketim maddelerinin sarfında meydana gelen değişimleri kapsar.
B- Kültür Değişmelerini Etkileyen Faktörler
Değişmeyi, sadece bir faktörle izah etmeye çalışan yaklaşımlara determinist görüşler denmektedir. Mesela, kültür değişmelerini, yalnızca teknoloji ve ekonomi faktörünü bağlı bir etken olarak gören iktisadi determinizm.
Sosyal değişmelerde en etkili olarak görülen temek faktörleri 4 ana grup içinde toplamak mümkündür.
1- Teknoloji ve İktisadi Faktörler
Teknoloji, fiziki çevrede işlenmemiş bir halde bulunan kaynakların toplum ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir duruma getirilmesi için girişilen dönüştürme faaliyetidir. Teknolojinin dünya kültür sistemleri üzerindeki en önemli ve en kapsamlı etkisi, 1774 yılında James Watt tarafından buhar makinesinin icadıyla gerçekleşmiştir. Özellikle günümüzde elektronik iletişim araçları ve bilgisayar, ekonomik faaliyetlerinden başlayarak sosyal hayatın büyük bir kısmını etkisi altına almış gibi gözükmektedir.
Teknoloji faktörünün, belli bir kültürde ne gibi değişmelere yol açabileceğini daha küçük çapta bir örnekle açıklamaya çalışalım. Otomobilin icadıyla bir toplumda çok yönlü değişmeler ve gelişmeler meydana gelmektedir. Mesela yeni karayolları, köprüler, yeni fabrikalar, yeni küçük yan ürün işletmeleri, trafik kuralları ve trafik polisi ulaşımın artması sonucu köylünün şehirleri daha iyi tanıyıp oralara göç etmesi gibi hadiseler, diğer faktörler yanında önemli ölçüde teknolojik yenilik ve icatların sonucudur. Bir maddi kültür unsuru olan teknoloji, elbette en büyük değişmeyi maddi unsurları üzerinde yapmaktadır. Fakat, karşılıklı etkileşimler sonucunda, manevi kültür unsurlarında da bir takım değişmeler meydana gelmektedir. Mesela bayram tatillerinde bir kısım aileler, otomobilleriyle başka yerlere geziler düzenlemektedirler.
2- Fiziki Çevre Faktörleri
Tabiat şartları, topografya, yeraltı ve yer üstü tabiat zenginlikleri, iklimin türü ve her türlü coğrafi şartlar, bütün kültür sistemleri üzerinde etkili olmaktadır. Toplum kültüründe çok yönlü bazı değişmeler ortaya çıkabilir. Değişmelerden 3 tanesi oldukça önemlidir; Kendiliğinden oluşan doğal, insan eliyle gerçekleştirilen ve göç ve mekân değiştirmeden etkilenen değişmelerdir.
Coğrafi şartlar ile kültürün ilişkisi ölçüsünde, doğal ve fiziki çevrede meydana gelen değişmeler kültür değişmelerine sebebiyet verebilir. Bu konuda bir tarihten birde günümüzden örnek verilebilir. Osmanlı Devletinin çöküşünde en önemli faktörlerden birisi de ipek ve baharat yollarının eski önemini, Batıdaki büyük coğrafi keşifler sebebiyle kaybetmesidir. Günümüzdeki petrol zengini ülkeler ise bugünkü imkânlarını, önemli ölçüde petrol gibi yer altı kaynaklarına borçludurlar.
3- Başka Kültürlerle Temas
Ulaşım ve iletişim imkânlarının artması, iktisadi ve ticari ilişkilerin çoğalması, siyasi ve savunma işbirliğinin artması gibi sebepler yüzünden, ülkeler arasındaki temas artan oranda çoğalmaktadır. Her ne sebeple olursa olsun kültürler arası karşılaşma, kültürler arası karşılıklı etkileşim sürecini başlatmaktadır. Ancak bu tür kültür karşılaşmalarında, güçlü kültürlerin diğerleri üzerinde daha etkili olduğu görülmektedir.
Kültürün maddi unsuru, manevi unsuruna göre daha hızlı değişir. Böylece, manevi kültür maddi kültürü genlerden izleyecek ona uyum sağlamaya çalışır. Toplumsal sistem içerisinde, belirli konulardaki maddi kültür değişmelerinin manevi kültür alanındaki değişmelerden hızlı olması durumuna Williem F. Ogburn “Kültürel Gecikme” adını vermektedir. Mesela otomobil toplumsal hayata bir maddi kültür olarak girmesine karşılık, bu ulaşım araçlarının kullanılmasına dair oluşan trafik kurallarına ve düzenlemelerine tam olarak uyulmamaktadır.
Bir toplumun, diğer toplum kültürlerinden sadece maddi kültür veya sadece manevi kültür almak istemesi şeklindeki bir durum sosyolojik gerçeklere uymaz. Kültür unsurlarının karşılıklı ilişkileri ölçüsünde, başka bir toplumdan maddi kültür alınırken belirli ölçülerde de manevi kültür geçer; aynı şekilde manevi kültür unsurları alınırken de, belirli ölçülerde maddi kültür unsurları da beraber getirilmiş olur.
Araştıralar göstermiştir ki, bir kültürün mensupları kendilerini karşıdakilerden daha aşağı gördükleri nispette yabancı kültürün daha ziyade prestij yaratan dış görünüşlerine önem vermektedir.
Semboller kültür değişimleri açısından, hakim topluma benzeme veya onunla aynı olma iddiasına işaret eder.
Maddi kültür unsurlarının daha kolay benimsenmesindeki en önemli sebep, bunların somut ve doğrudan doğruya idrak edilen nesneler veya davranışlar olmasından ileri gitmektedir. Kaldı ki herhangi bir toplumun başka bir topluma ait kültür olduğu gibi benimsemesi imkânsızdır. Bu durum tıpki bir topluma ait tarihin, bir başka toplum tarafından aynen yaşanması gibi olur. İşte, tamamen başka bir toplum haline gelmeyi imkânsız kılan esas faktör budur.
Kültürün Kendi İçindeki Değişme ve Gelişmeleri
Kültürün kendi unsurlarının değişmesi ve diğer unsurları da etkileyerek sosyal değişmeye yol açması kültür değişmelerini hazırlayan en önemli mekanizmalardan biridir. Bu çerçevede nüfusun hacmi ve bileşimi önemli bir kültür değişmesi sebebidir.
Nüfusun hızlı arttığı ve nüfusun önemli bir kısmının çocuklardan meydana geldiği toplumlarda demografik yatırımlar yüksek olmaktadır. Bu yüzden bu ülkelerin kalkınması zorlaşmaktadır.
Kültür değişmeleri bakımından diğer bir husus nüfusun bileşimidir. Nüfusun daha çok gençlerden veya yaşlılardan meydana gelmiş olması sosyal değişme açısından önemli bir değişkendir. Gençler değişmelere daha açık olduğu için genç gruplar her toplumda değişmelerin öncülüğünü yapmaktadır. Böylece, genç nüfusa sahip toplumlar, daha hızlı bir değişim süreci içerisinde olmaktadırlar.
Kültürün unsurlarındaki değişmelerin sosyal değişmeye yol açması en fazla örf ve adetlerin değişikliğe uğraması olarak karşımıza çıkar. Örf ve adetlerin en fazla olduğu toplumlar Türkiye gibi kalkınma ve sanayileşme çabalarını yürütmekte olan ülkelerdir.
Yeni sosyal değişmenin örf ve adetler bakımından ortaya çıkardığı manzara ona katlarıyla şunlardır.
a) Modern toplumlarda nüfusun önemli bir kısmı büyük şehirlerde yaşadığı için insanlar, sınırları çok kesin bir şekilde belli olan eski sosyal ve coğrafi mevkilerden çıkarak anonimleşir. Ör; “Hacılar Köyünden Demirci Hasan’ın oğlu Ahmet” yerine şehir kalabalığında herhangi bir adam olur.
b) Büyük şehir hayatında, kültür alternatifleri çok boldur. Kır bölgelerde insanlar tek düze bir hayat yaşamak durumundadır. Şehir hayatında aileler arası farklılaşma ve gruplaşmalar, insanın karşısına örf ve adet konusunda değişik alternatifler çıkar.
c) Modern hayat, örf ve adetlerin öğrenilmesi ve öğretilmesini de oldukça güçleştirmektedir.
d) Büyük şehirlerde aşırı kentleşmenin yarattığı sıkıntılar fertlerin birbirine olan nezaketi bırakmalarına yol açmaktadır. Ayrıca, çevrenin genişlemesi ve farklı ilgi merkezlerinin meydana gelmesi komşuluk ve akraba ilişkilerini ortadan kaldırmak, sevinç ve üzüntüyü paylaşmak ve yardımlaşma geleneklerini unutturur. Böylece, sosyal dayanışma ve yardımlaşma konusunda eski duyarlığın kaybolduğu açıkça gözükmektedir.
Kültür Değişme Tipleri
İki tür değişme tipi vardır.
1- Serbest Kültür Değişmeleri
Kendiliğinden ve bir zorlama olmaksızın meydana gelen orgomik kültür değişmeleridir. M. Turhan serbest kültürü şöyle tanımlar: “Bir sosyal grup veya toplumun, yabancı bir kültüre sahip grup veya toplumla temasa geldiği zaman hiçbir iç ve dış baskı altında bulunmaksızın o kültürün belirli bir kısmını alıp benimsemesi sonucunda bünyesinde meydana gelen değişmelere serbest kültür değişmeleri denir.
Serbest kültür değişmelerinin en önemli yönü fert açısından kendi iradesinin dışında değişmelere zorlanmadan yaşama imkanı bulması toplum açısından ise sağlıklı ve dengelibir sosyal değişme seyrinin varlığıdır.
2- Zorunlu Kültür Değişmeleri
Bu tip değişme zora dayanan mekanik bir değişme sürecidir. Zorunlu kültür değişmeleri, yabancı kültür yönetimlerinin ya da kültüre mensup olup da belli ideolojileri ve yabancı kültür yeniliklerini kendi memleketine tatbik etmek isteyen lider ve kadrolarının sonucunda ortaya çıkan sosyal değişme işlemleridir.
Zorunlu kültür değişmeleri, kendiliğinden meydana gelen serbest kültür değişmelerinin rahatlığına ve doğallığına sahip değildir. İnsanların iradesi dışında bir takım tavır ve davranışlara zorlanması ve insan davranışlarının dışarıdan tesirler yoluyla şekillendirilmesi, modern demokratik toplumda pek istenmeyen durumlardır.
Zorunlu kültür değişmelerinin fert ve toplum davranışlarında yarattığı en belirgin sonuç dengesizlik ve kararsızlıktır.
* Zorunlu kültür değişmeleri, çoğunlukla şu dört şekilde gerçekleşebilir.
a) Bir toplumun, başka bir toplumu işgal ederek kendi kültürlerini zorla onlara benimsetme çalışması (Emperyalist yöntem)
b) İhtilallerin toplumların sosyo- ekonomik, siyasi ve kültürel sistemlerini kendi ideoloji ve anlayışları çerçevesinde yeniden şekillendirmek
c) Yönetici elit tabakanın çeşitli inkılaplar yoluyla, toplumda ileri bir zamanda kendiliğinden meydana gelecek değişmeleri daha kısa zamanda kanunlara sağlamaya çalışma
d) Sosyal planlama faaliyetleriyle daha ekonomik usul ve yöntemlerle sosyal değişmenin sağlanmaya çalışılması.
Hangi yöntem seçilirse seçilisin zorunlu kültür değişmelerinde en fazla kullanılan araç radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçları olmaktadır.
Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
Genel kültürü reddetmek isteyenlerin değişik alanlarda meydana getirdikleri kapsamlara karşı kültür denilmektedir.
Mesela çeşitli ülkelerde mevcut siyasi ve ekonomik sistemi tümden reddeden sosyal gruplarlın mevcut düzene karşı geliştirmiş oldukları duygu, düşünce ve eylemler bir karşı kültür örneğidir.
Eğer bir toplumda genel kültürü reddetmeye isyan etme şeklinde eylemler varsa o toplumun genel kültüründe çatlaklar var demektir. Bir toplumdaki bazı alt kültürler veya diğer alt kültürlerle büyük bir uyumsuzluk içinde olabilir. ..devamını oku »
Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
Günümüzde hizmet sektörü giderek gelişmiş ve diğer sektörler içinde en büyük payı almaya başlanıştır. Gelişmiş ekonomik hayatın aksamadan sürdürülebilmesi karmaşık ve yoğun şehir hayatının daha düzenli hale getirilebilmesi ve kolaylaştırılması, hizmet sektörünün sağlayacağı hizmetlere bağlı hale gelmiştir.
Gerçekte hizmetlerin insanların günlük hayatı ile toplumun ekonomik hayatına girip önemi artmaya başlayınca etkinlik ve verimlilik çalışmalarının yapılması daha kaçınılmazdır. Ancak hizmet işletmeleriyle ilgili bilimsel çalışmalara pek rastlanılmamaktadır. Bunun en önemli sebebi malların ve hizmetlerin pazarlanmasında farklılık gözetilmemesidir. Sınai mal üretimi için geliştirilen teori ve yaklaşımların, teknik ve uygulamaların, hizmet işletmeleri içinde uyarlanabileceği varsayılmaktadır. ..devamını oku »
Kategori: GENEL BİLGİLER | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
II. Murad’ın İkinci Kez Tahta Çıkması (1446)
1445 yazında bir Hıristiyan donanması Karadeniz’de faaliyette bulunurken Yanko, Tuna üzerinde harekete geçerek Rumeli’yi tekrar tehdit etti. Onunla işbirliği yapan Eflak Bey’i Yergöğü’yü ele geçirdi. 1446’da Davut Bey’in Eflak’a yaptığı sefer, bozgun ile sonuçlandı. Bütün bunların sonunda II. Murad’ın tekrar saltanat koltuğuna oturması devletin iç ve dış güvenliği için gerekli görülüyordu. Halil Paşa II. Murad’ı gizlice tahta çağırdı. II. Murad 4 Mayıs 1446’da Manisa’dan yola çıktı ve Ağustos sonlarında Edirne’ye gelerek tahta ikinci kez çıktı.
Mora’nın Osmanlı egemenliği altına alınması (1446)
Sultan Murad’ın ikinci kez tahta geçmesine sebep olan olaylardan biri de Mora Despotu Konstantin’in kışkırtıcı davranışlarıdır. Mora, Bizans imparator ailesine mensup despotlar tarafından idare ediliyordu. Bayezıd devrinde Osmanlı nüfusu altına girmiş ise de Ankara savaşı bunun çok kısa sürmesine neden olmuştur. Mora despotu 1444’ten beri Bizans’ın haçlı siyasetini desteklemek üzere güneyde Osmanlılara karşı hareketlerde bulunmaktaydı. Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu sıkışık durumdan yararlanmak isteyen Despot Konstantin, Korent Boğazına yakın yerlerin kendisine bırakılmasını Murad’dan istedi. Gönderdiği elçi Padişah tarafından Serez’de bir süre hapis edildi. II. Murad tahta tekrar çıktığı zaman Mora’ya sefer yaptı. II. Murad, Turahan Bey emrindeki birlikleri önceden gönderdi. Makedonya – Taselya üzerinden Mora’ya hareket eden II. Murad Patras ve Klaretza’ya kadar ilerledi. Mora Despotu Konstantin Osmanlı Devletine her yıl haraç vermeyi kabul etti.
ğ) II. Murad’ın Arnavutluk Seferleri (1448 – 1450)
Osmanlıların Arnavutluk harekâtı ilk kez 1410 ve daha sonra 1423 ve 1424 yıllarında yapılmıştı. Arnavutluğun gülü ve soylu ailelerinden Kastriyota ailesinden Mirdita Beyi yani Kastriyota, Osmanlı egemenliğini kabul ederek oğullarını rehin olarak Osmanlı sarayına göndermişti. Bu çocuklardan Jorj’a Müslüman olunca İskender adı verildi. İskender uzun yıllar saray eğitimi almış ve sancak beyi olmuştur. Babasının ölümü üzerine 1443’te ülkesi Osmanlı topraklarına katılmıştı. Morava Meydan Muharebesinde İskender Bey’in başında bulunduğu Türk birliğini bırakıp muharebe alanından kaçması Hunyad’ın zaferini kolaylaştıran mühim amillerden birini teşkil etmişti. İskender Bey az sonra babasının üç yüz adamı ile Türk garnizonunu kılıçtan geçirmiş, kendisini Arnavut Prensi ilan etmişti. Müslümanlıktan dönmesi çok ağır bir hadise olduğu gibi bölgedeki Türk hâkimiyeti için tehlike arz ediyordu. Ve İskender Bey Türklere kin besleyen ihtiraslı biriydi. 1448’de II. Murad bizzat sefere çıktı. Arnavutluk ilinde Kocacık Hisarı ile bazı kaleleri aldı. II. Murad 1450’de ikinci kez Arnavutluk seferine çıktı. Manisa’da çağırılarak Şehzade Mehmed’in de sefere katılması sağlandı. Arnavutluk’ta İskenderin merkezi olan Akçahisar kuşatıldı. Akçahisar sarp ve sağlam bir kale idi. Kuşatma iki ay sürdü. Kış mevsiminin gelmesi üzerine sonuç alınamadı. Edirne’ye dönüldü.
h) Kosova Zaferi (17 – 20 Ekim 1448)
Türklerin yeniden güçlendiğini gören Eflak Bey’i I. Vlad Drakula, padişahla anlaşmak istedi ise de Yanko tarafından öldürüldü (1447). II. Murad, o yaz Edirne’de kaldı. Papa ve Macar kralı ile ilişkide bulunarak yardım alan eski Arnavutluk Beyi’nin oğlu İskender Bey, Arnavutluk yolu üzerindeki Kocacık Hisarı’nın ele geçirmişti. Onun Venedik’le arasının açılması üzerine, Osmanlılar durumu elverişli gördüler ve 1448 yazında büyük bir ordu ile Arnavutluğa gelerek Kocacık Hisarı’nı zapt ettiler fakat az sonra Yanko’nun Arnavutluk’a doğru yürüdüğü haberi alındı. Sofya’ya çekilen padişah, ordusunu yeniden düzene soktuktan sonra Kosova civarında düşmana savaşı kabule mecbur bıraktı. Zorlu bir savaştan sonra Macarlar yenildiler (17 – 20 Ekim 1448). Yanko, 1444’teki gibi ateşli silahlar ile güçlendirilmiş arabaların himayesinde geri çekilebildi. Sırplar daha önce olduğu gibi bu kez de Macarlarla iş birliği yapmadılar ve Karamanlılar Murda’a asker yardımında bulundular. Böylece Kosova Ovasında Türkler ikinci kez parlak bir zafer kazandılar. Bu zaferde Osmanlılar Macar, Eflak, Polonya, Erdel ve Alman kuvvetlerinin teşkil ettiği bir orduyla savaşmıştı. Osmanlılar savaşta sahte Rica’t taktiğini kullandı. Bu savaş görünüşte bir Haçlı saldırısı gibi görünse de gerçekte öyle değildir. Çünkü Eflak Prensinin saf değiştirmesi ve Sırpların Osmanlıya yardım ettiği bilinmektedir. Bu dönemdeki savaşların önemli bir özelliği Osmanlıların ateşli silahları kullanmaya başlamasıdır.
Batıda: Sultan II. Murad, amcası ve kardeşiyle yapmak zorunda olduğu saltanat kavgasını bitirdikten sonra, Batıda Selanik yüzünden Venedik’e, Eflak ve Sırp olayları yüzünden tuna üzerine Macarlara karşı yürüttüğü mücadeleleri başarı ile sonuçlandırdı. Bunu izleyen 10 yıl içerisinde gerek Balkanlar’da gerek Anadolu’da, Yıldırım Bayezıd devrindeki durumun geri getirilmesi için büyük mücadeleler verilerek, özellikle Balkanlar’da önemli başarılar elde edildi. Ne var ki, 1441 – 1444 yıllarında ülkenin her iki yakasında da ciddi gerilemeler yaşandı. Venedik ve Macaristan, bir Haçlı seferi düşüncesiyle, büyük bir koalisyon oluşturarak Osmanlıları Avrupa’dan çıkartmak amacını güttüler. Ancak onların bu düşünceleri 1444 Varna Zaferi ile büyük ölçüde kırıldı. II. Murad devri Osmanlıların Balkanlarda yayılması ve yerleşmesi açısından önemli olmuştur.
Kategori: Osmanlı Tarihi | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
VARNA SAVAŞI (10 Kasım 1444)
Türk Ordusunun sağ koluna Anadolu Beylerbeyi Karaca Bey, sol koluna Rumeli Beylerbeyi Hadım Şehabettin Paşa kumanda ediyordu. Merkezde ise başkumandan olarak II. Murad, devlet adamlarının ve özellikle Veziriazam Çandarlı Halil Paşanın telkinleriyle göreve geldi. Türk Merkez Cephesinin önüne bir mızrak ucuna, Segedin barış metni takılmıştı.
Merkezde Yeniçerilerin önünde kazıklarla korunmuş hendek bulunuyordu. Haçlıların savaş düzeni ise şöyleydi; Merkezde Kral Ladislas vardı. Başkumandan sıfatıyla bütün kollara kumanda edecek olan Hunyad, gezici durumdaydı. İki tarafın kuvvet durumları hakkında çelişkili bilgiler var ise de çarpışan orduların bir birine denk olduğu söylenebilir. 10 Kasım Salı günü sabahtan, ikindiye kadar süren meydan savaşında Lehistan’ın ve Macaristan’ın genç kralı Ladislas yeniçeriler tarafından kuşatılarak atından düşürülüp başı kesildi. Ve savaşı Osmanlılar kazandı. Varna Zaferi, Bizans’ın bir bakıma ömrünün kısaldığının, Balkanlarda yoğun bir biçimde Türk nüfusunun güçlendiğinin göstergesidir.
Kategori: Osmanlı Tarihi | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
II. MURAD
Saltanatı: 1421 – 1451
Babası: Çelebi Mehmed Han
Annesi: Emine Hatun
Doğumu: 1404
Vefatı: 3 Şubat 1451
Başkenti: Edirne ..devamını oku »
Kategori: Osmanlı Tarihi | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
TRAVMA; Sağlığı tehlikeye sokabilen, fiziksel veya mental bir hasara neden olabilen, ani dış bir kuvvetten meydana gelen bir olaydır.
Travma ve yaralanmalar çeşitli nedenlerden ileri gelebilirler. Bunlar; kuvvetli darbeler, çarpma, atmosfer basıncı, termaletkiler, elektrik çarpması, radyoaktivite gibi değişik faktörlerdir.
Yara; travmanın oluşturduğu etki nedeniyle cilt, cilt altı veya mükoz membranın bütünlüğünü kaydetmesiyle meydana gelen durumdur. ..devamını oku »
Kategori: Sağlık | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
Diabetes Mellitüs bir metabolizma bozukluğudur. İnisülün salgısının mutlak azlığı veya biyolojik etkinliğinin yetersizliği veya her ikisinin beraber sonucu meydana gelir. En önemli özelliği hiperglisemi yani kan şekerinin yüksek seyretmesidir. ..devamını oku »
Kategori: Sağlık | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
Hemşirelik mesleği, hemşirelik uygulamaları aracılığı ile, ülke genelinde sağlığın optimal düzeye getirilmesi ve bu noktada sürdürülmesi için bireylere destek sağlanmasında payına düşenleri yapmakla sorumludur.
Felsefe etkinlikleri yönlendirmeye, değerleri anlamaya ve karar vermeye yardım eder. “Süreç olarak felsefenin, bir yandan derlediği bütün bilgileri yeniden örgütleyerek yöneldiği gerçeği bütünlüğü içinde kavrama, diğer yandan bilgi, yöntem ve değerlerin kaynak, nitelik ve önemini inceleme görevi vardır.” ..devamını oku »
Kategori: Sağlık | Yorum yaz »
Tarih: 30.11.2008, Ekleyen: admin
İşe başlamada derece diploma esas alınarak saptanır. Lisans eğitimi alanlar bir üst dereceden işe başlarlar. Normal lise süresini aşan meslek okulu mezunları bir kademe ilerlemesi alırlar (orta çıkışlı hemşireler). Memuriyet öncesi ya da sırasında, yıllık kurs bitirenlere 1 kademe, 2 yıllık kurs bitirenlere 1 derece ilerlemesi verilir. ..devamını oku »
Kategori: Sağlık | Yorum yaz »
|